25 Aralık, 2006

Kar Kokusu




Evden çıktım. Sokaklarda in cin top oynuyor. Hava soğumuş iyice. Ama bu soğuk başka soğuk. Kar soğuğu. Kokusunu aldım. Kış seven insanlardanım, herkes yaz severken. Kış bana mutluluk veriyor, elimde değil. Belki dünyanın en güzel şehri olan memleketimdeki kışları özlediğim içindir. Oraya çok yakışır kar. Ankara'daki pek çok güzel anımda da karın büyük yeri olmuştur hep, bununla da ilgili olabilir. Ama şu an bulunduğum şehire yağdı mı malesef bir-iki gün ancak yerde kalır. Soğuğu da bir o kadar çekilmez olur, nefes alırsanız ciğerlerinizi dondurur. Yine de kar kokusu aldım, mutlu oldum.


Patrick Süskind'in Koku'sunu bile okumadan kokulara karşı ilgim vardı. Doğuştan. Yavru kedi kokusu, köpek kokusu, ütü suyu kokusu, sobanın üstünde kızaran kestane kokusu, annemin parfümünün kokusu, hepsi bir şekilde beynimin ayrı bir haznesinde yer etmekle birlikte zincirleme olarak birbirini çağrıştırır bana. Demin saydıklarım çocukluğuma dair kokular. Hiç unutamadıklarım. Beni bunalıma sokanlar da bunlar, bana nostalji yaşatıp mutlu edenler de. Hangi anıma denk geldiğine bağlı.


Son yazların iğrenç sıcaklarında ruhen serinlemek için abuk sabuk çığlı, snowboard'lu tv showları, filmleri vb. izlerken de kar kokusu alırım ben. Bir an olsun içi ürperir insanın. Şu zihin denen şeyin, yönettiği beden üzerindeki etkilerine hastayım zaten.


Kar kokusu, birbirine kalorifer peteğinin dilimleri gibi bağlı zincirleme kokuları ve dolayısıyla da anıları ve şu ana da ait olan şeylerin kokularını beraberinde getirdi. Kar, memleketim, bahçede deli gibi kartopu oynadıktan sonra ıslak eldivenlerimi annemin sobanın üstündeki çamaşır kurutma demirlerine asışı, ellerimi sobaya yaklaştırıp alevlerin ışığında turuncu renge dönerken bir yandan ısınması, balkondaki gariban kedileri eve alışımız, Ankara'da ailemden ayrı geçirdiğim ilk kış, Tunalı Hilmi caddesinde teyzemle dolaşırken yağan karlara sevinişim, aşkımla el ele gezişimiz, Slayer'ın Spill the Blood'ı (ne alakaysa), camının buzları erisin diye arabayı çalıştırıp beklemeler, eski arkadaşlarla içilen konyaklar, şaraplar ve artık soğuğu hissetmeyişimiz...


4 yıldır kar kokusunu alakasız bir şehirde alıyorum. Alıştım diyemiyorum, buralara alışılmaz. Buradaki kokular bana birşey ifade etmiyor. Kar kokusunun dışında...

1 yorum:

Angelus dedi ki...

Ben bahar adamıyım. İlk yada son farketmez , bahar olsun yeter. Hatta dünya üzerinde devamlı bahar mevsiminin yaşandığı bir ülke olsa yanımada arkadaşlarımı katar V şeklinde göç ederim. Oradakilere beyin gribi bulaştırıp , Türkleştiririm.