27 Aralık, 2006

Yılbaşı vs. Kurban Bayramı


Yılbaşı ve kurban bayramının birinci günü aynı zamana denk geldi. 31 Aralık 2006. Bu nasıl bir muammadır nasıl bir kaostur böyle. Gündüzden 2 rekat namazımı kılıp kurbanımızı kestikten sonra , gecesinde bol alkollu haydi eller havaya , buraya oturmayamı geldik ortamı mı olacak şimdi. Aslında bu Türkiye'nin güzelliği , Türk insanının suflexliği. Her konuda olduğu gibi bu konudada esnek çözümler eminimki yaratılacak. Ne yardan ne serden vazgeçmeden :)

Oldum olası kurban bayramlarını sevmem. Çok telaşlıdır. Bir yandan kurban eti parçalanırken diğer yandan gelen misafirler , konu komşuya ve diğerlerine verilecek etlerin dağıtımı , gelen çocuklara şeker ,çikolata ikramı , telefonlar , mesajlar ,hiç bitmeyen bir hengame. Gün sonunda ne hal kalır ne ahval insanda. Akşam televizyonda bir sürü kaza haberleri. Çoğu kendini yaralayan acemi kasaplar , kaçan hayvanlar ve en vahimi trafik kazaları.

Bu rutine birde benim açımdan köy eklenir. 32 senedir bir kaç kez hastalık dışında her bayramı muhakkak Yalova'da ki köyümüzde geçirmişizdir. Hiç sekmez hiç aksamaz. Hısım akrabalar orada toplaşır orada buluşur. Ne kadar rutin ve sıkıcı olsada şimdilerde gönüllü gitmemin en büyük sebebi 92 yaşındaki canım dedem. Yaşayan tarih olan dedemden birşeyler dinlemek ve birinci ağızdan olayları öğrenmek gün geçtikçe bulunmaz bir hazine değeri kazanmaya başladı.

Bayramlar çocukken güzel zaten. Benimde birçok unutulmaz anım mevcut köydeki bayramlara dair. Ama inanın her ne kadar komik olabilselerde sonu hep annemden yediğim dayakla son bulur. Annenin vurduğu yer acımaz hatta gül bitermiş. Bende gül bahçesine dönerdim her bayram köyde. Şimdi yaptıklarımı düşününce hak veriyorum aslında. Bütün gün ortadan kaybolup ilk defa giydirilen bayramlık üst başı leş gibi eve gelen bir oğul kolay birşey değil.

Yılbaşı konusunda ise bu kadar istikrarlı değilim malesef. Dışarıda kutlamaların yanı sıra evde tek başıma tv seyrederek geçirdiğim yılbaşılarım var.

Ortaokul ve lise dönemlerinde ise klasik bir kolej geleneği olan hediyeleşme vardı. Kura çekilir , kimin kime çıktığı saklanırdı. Bir keresinde hediyemi bana İng. Öğretmenim vermişti. Kocaman bir şahlanmış beyaz at resmi. Arkadaşlarımın artık ganyan bayisi açarsın espirileri eşliğinde sormuştum anlamını. Neden bana daha uygun Tapir yada Eşşek değilde At resmi diye. Hırsımı sembolize ediyormuş. Gavurların emotion dediği şey. Şimdi o çerçevede başka aldığım setifikalar var. At resmide hırsım gibi rafa kalkmış durumda.

Aynı yıl sınıfın en güzel ve en havalı kızı kurada bana çıkmıştı. Ne alacağımı bilemediğim gibi ailemden de istediğim hediyeyi almaya yetecek parayı alma durumum yoktu. Oturup ağladım yahu. Annemde çeyizinden kenarı oya işli vakko bir mendil çıkartıp vermişti bana hediye yapmam için. Çok makbule geçmişti , güzel kıza yaranılmıştı ve görev tamamlanmıştı yılbaşı günü. Utanıyorum şimdi kendimden böylesi bir şey yaptığım için. 16 yaşın verdiği o hamlıkta malesef herşey şekilden ibaretti işte.

Bu sene köydeyiz yine. Gündüzden kurban telaşı gecesinde aile içi eğlence. Varsın böyle olsun. Onlar benim kıymetlim. Daha nice sağlıklı ve huzurlu bayramları ve yeni yılları sevdiklerimizle beraber kutlarız umarım. Hepinizin kurban bayramı ve yeni yılı kutlu olsun sayın Angelus severler :-)

0 yorum: