Atlarıda Vururlar
Siz hiç altılı ganyan oynadınızmı ? Ben hayatımda 2 kere hiç bilmeden arkadaşlarımın ısrarıyla oynadım. Hatta acemi şansı olsa gerek ilk oynayışımda 5 e kadar tutturdum. İlgimi çekmediği ve kumarıda sevmediğimden devamı da gelmedi.
Aslında hayatla bir bağlantısı var bu at yarışlarının. Gözlemlediğim kadarıyla bu işe gönül vermiş olanlar , yarışta koşacak atların anasını danasını , kaç kilo olduğunu , yaşını , bundan evvel kaç yarış koştuğunu , derecelerini vs. her şeyini biliyorlar. Kendilerince bir ilim haline getirmişler bunu. Lakin tüm bu verilere rağmen nadiren tüm tahminleri tutmakta.
Bu insanları yarış esnasında izlemekte zevkli. Verdikleri tepkiler saniyeler arasında değişebiliyor. " Hadi oğlum" , "Kopta gel aslanım" diye haykırırlarken , tuttukları at geçilince sövüp saymaktan geri kalmıyorlar. Suratlarındaki hayal kırıklığı ifadeleri neredeyse , sevdikleri biri tarafından aldatılmışa eşdeğer.
Şimdi sizden biraz kendinizi zorlayarak çevrenizdeki insanların size verdiği tepkilerle , bu ganyancıların bahis oynadığı atlara verdiği tepkiler arasında bir bağlantı kurmanızı isteyeceğim.
Şöyle düşünün. En huzurlu yaşam evrenizi yani çocukluğunuzu geçirdikten sonra okul çağına geldiğinizde kendiniz bir yarışın içinde bulursunuz. Önce en iyi okul ve okuldaki en iyi hoca araştırılır onun sınıfına girmek için mücadele verilir. Bir bakmışsınız Lise dönemi gelmiş. Anadolu Lisesine kapağı atmak için bir imtihana girersiniz. Lise dönemide çabuk geçer , sıra en büyük sınava , Üniversite sınavına gelir.
Bu dönem içerisinde dershaneler ve özel dersler. Herşey 3 saat içindir. En saygın en gelecek vaad eden üniversitelerin istediğiniz fakültelerine girebilmek için kıyasıya binlerce hatta milyonla mücadele edersiniz. İlkokuldan başlayan tüm bu sürecin pik noktasıdır.
Üniversite bittiğinde sıra , saygın ve kariyer yapabileceğiniz bir işe girmeye gelmiştir. Artık burada niteliklerinizden öte beşeri ilişkilerde devreye girer. Nede olsa ekmek artık arslanın ağzında değil midesindedir ve mideye ulaşıncaya kadar yemek borusu çok dardır.
Hülasa , at yarışı , tazı yarışı , Türkcell Süper Lig hatta şampiyonlar ligi bile bu kadar heyecanlı değildir. Hayat yarışının yanında devede kulaktırlar ve çevrenizdeki insanların size karşı tepkileri sizin bu yarışta gösterdiğiniz performansla çok eşgüdümlü gider. Bahsettiğim çevreye en yakından , çemberin en dışındakine kadar herkes dahildir.
Hiçbir ganyancı daha evvel yarış kaybetmiş ve yaşlanmış atlara bahis oynamaz , tıpkı dışarıda sosyal hayatta olduğu gibi. Eğer tüm bu yukarıdaki yarış içerisinde ayağınız bir yerde tökezlediyse ve finish çizgisi size uzak kalmışsa işiniz çok zordur. Bir başka yarışta kendinizi göstermeniz için gerekli desteği artık kimseden bulamazsınız. Bahis kuponlarında yeriniz yoktur.
Çok pesimist bir çerçeve çizmiş olabilirim. Hayat bu kadarda acımasız değil der dediğinizi duyar gibiyim. Evet hayatı bir yarış olarak algılamazsanız , önemli olanın bu kısa süre içerisinde önemli olanın mutlu ve huzurlu olmak olduğunu düşünürseniz ve bunu benimserseniz yukarıda tüm bu yazdıklarım sizin için komik bir tespitten öteye geçmeyebilir.
Herkesin düşlediği aslında bir mustang olmaktır. Eyer vurulmamış , özgürce yelelerini rüzgara doğru savuran , sınırsız topraklarda koşuşturan bir mustang.....

0 yorum:
Yorum Gönder