27 Şubat, 2007

Başın Göğe Ermesi


Uçmak. Öyle paranormal bilmemne deneyimi yaşayıp yattığın yerde havaya yükselmekten, alkol ya da daha kötüsü bir madde alıp bulutların üstüne çıkar gibi olmaktan falan değil efendim, bildiğiniz, basbayağı uçmaktan söz ediyorum. Uçak fobisi olan bir insanım ve yılda en fazla 4-5 kez uçsam da bana yetiyor da artıyor. Yurtdışından gelmenin şu an en uygar yolu olması, bir yandan için için saçmaladığımı bilmem ve sevdiklerime daha çabuk kavuşmamı sağlaması nedeniyle mecburen uçuyorum. Kendimi telkin ederek ya da uçakta sarhoş olarak, abuk sabuk saatlerdeki uçuşları tercih edip böylece uyumayı umarak bir şekilde uçuyorum. Söylemesi kolay, uçması da, ama siz bir de bana sorun.


Herşey bundan 10 yıl önce başladı. Küçüklüğümden beri nadir de olsa uçağa bineceğimiz zaman sevinçten havalara uçardım. Özellikle de bulutların üzerine çıktığımız zaman dışarıyı izlemek çok hoşuma giderdi. Ya da küçülüp haritalaşmış aşağısını. Korkumun arasında hala aşağıyı izlemek hoşuma gider. Bulutların üzerindeyken üstlerine güneşin vuruşunu da. Bir keresinde Kıbrıs'a uçmuştum, gece, aşağıda sadece deniz var ve karanlık, bir süre bu şekilde uçtuğumuz halde o zaman da korkmamıştım. Ama dediğim gibi 10 sene önce bir geziden gelirken Slovenya'dan Türkiye'ye uçtuğumda öyle şiddetli hava boşluklarına düşe düşe geldik ki, işte o uçuşta havada ne kadar çaresiz olduğumuz bir anda kafama dank etti. Ne bileyim, gemin batsa gene yüzerek kurtulma şansın var, ama uçakta ne yapabilirsin ki? Hem insan koltukların altına adamla dalga geçer gibi can yeleği koyacağına bir paraşüt filan koyar. Uçak denize düşecek de, kurtulacaksın da, yeleği o anda akıl edeceksin de, giyeceksin de, falan da filan. Halbuki bir paraşütüm olsa ilk sarsıntıda ikinciyi beklemeden hooop! kapıyı açıp atlarım aşağı. Hımm, belki de benim gibi manyaklar yüzünden paraşüt koymuyorlardır.


Tabi uçak fobisi benim tek çatlaklığım değil. İleri derecede olmasa da panik atak denen zebellaktan payını almış, kendini telkin yöntemiyle bu hastalığı kendi çapımda en aza indirgemiş olsam da bazı durumlar bu panikleme-ataklama olayını tetikliyor. Bende tavan yaptığı yer, uçak. Hayır, uçak korkusu yüzünden havada kalp krizi geçirip öleceğimden bile korkuyorum bu panik atak yüzünden. Massiv Attack olsa neyse, panik atak bu, kolay değil.


Uçak fobisi yükseklik fobisiyle karıştırılır çoğu zaman. Alakası yok. Hatta ben aşağısını görebildiğim berrak havalarda daha rahat uçuyorum. Aletin kendisinden korkuyorum ben. Hem o kadar insan, o kadar insanın o kadar bagajı, bisürü ağırlık, vesaire, bunların hepsini birden o kadar yükseğe kaldırıp bir de o hızla götürecek acayip bir güç... Bilmeyince inanılmaz geliyor tabi (e adamlar yapmış, herşeyini düşünmüştür) ama teknik olarak olmasa da en azından istatistik olarak en güvenli yolculuk biçimi olduğunu biliyorum. Bir insanın uçak kazasında ölme ihtimali 8 milyonda birmiş. Başka bir deyişle köpeğini çiş yaptırmaya çıkartıp geri getirirken ölme olasılığın uçaktakinden daha fazlaymış. Hep bu uçak fobisi konu olduğunda aklıma Rainman ve doğal olarak otistik rolündeki Dustin Hoffman gelir. İzleyenler bilirler adamın bu konudaki telaşını...


Velhasıl bu konu nereden esti diyecekseniz onu da söyleyim: Yakın zamanda Türkiye'ye geliyorum, yani uçağa binicem, ancak indikten sonra orada olduğuma sevinebilicem, uçak biletimi aldığımdan beri bu uçma olayının stresini yaşıyorum. Off kimbilir felaket tellalı gibi ağlayan çocuklar, sürekli fısır fısır dua okuyan yaşlı teyzeler ve Ankara'nın meşhur bol türbülanslı inişi derken yine yeşil bir suratla, çarpılmış bir ağızla inicem, -bişey değil, pasaporttan geçirmeyecekler, resmime benzemiyorum diye- sağsalim ama ömründen birkaç sene gitmiş bir vaziyette...

4 yorum:

İsimsiz dedi ki...

sayın raupe ; madem hem panik atağın hem uçak korkun(bak fobi demiyorum)var neden rahatlatıcı ilaçlar falan alıp binmiyorsun uçağa.sonra Allah göstermesin rahmetli Kemal Sunal gibi bir kalp krizi geçirisin sonra bu güzel yazılarını nasıl okuruz.
ben hiç oçağa binmedim ama dediğin gibi insan bir işin iç yüzünü bilmeyince ya adamlar nasıl yapıyor o kadar yükü nasıl taşıtıyorlar diyoruz.ee eloğlu çalışıyor maalesef bizim gibi oturduğu yerden (benim şuan yaptığım gibi) birilerine yorum yapmıyor ya da boş işlerle ilgilenmiyor.

raupe dedi ki...

ilac almayi sevmiyorum, bir kere aldim, aliskin olmayinca insan mal gibi oluyor, ya o kafayla pasaportu bileti falan biyerlere biraksam? ya da bagaji almayi unutsam?

Angelus dedi ki...

Uçağa binmişken dua et daha çabuk ulaşır geyiğini ısrarla yine tekrarlıyorum , artık sinir bozukluğu yaratıp belki gülersin diye.

Uçak fobisini yenmek için benim dr.um ve pek sevgili hastaları terapiler düzenliyorlar.Önce bir uçak ziyareti , simülasyonlu anlatım ardından da gerçek yolculuk. Gidilen yerler ise ya Paris ya da Prag. Kokoş ev hanımları ile böyle bir yolculuk yapmak istersen düşün derim..

Birde film diyince aklıma "Fight Club" geldi ve orada Edward Norton'un oksijen maskesi için yaptığı yorum.En azından birşey olursa rahatlamış ve gülerek gideceğini bilmeli insan :)

cLuMsY dedi ki...

Zaten o hızla o yüksekten yere çakılınca hiç bir şey anlamaz bile insan, o kadar panik yapmaya gerek yok bence. Sadece düşme esnasındaki korku ve heyecan o kadar o kadar. Sonra huzur...