27 Mart, 2007

Buzda Şarkı Söylemek Sirki


Eh bu yarışmalar arttıkça banada laf söylemek düşüyor. Hem benim Armağan Çaplayan'dan , Oray Ekin'den , Sema Çelebi'den ne eksiğim var. Gerekirse bende polemik yaratırım , sivri dilliyim hem çok iyi eleştiririm. Her birşeyden anlarım. Az daha kassam ve kahkaha atmayı öğrensem Hıncal Uluç ile yarışacağım hazır moda girmişken.

Yarışmacıda olabilirim. Buz üzerinde harikalar yaratırım. Hoyratça saltolar atıp umarsız salvolar yaparım. En detone sesimle harika şarkılar söylerim. Bende 9,5 oktav ses var. Bağırdığım zaman bırak bardağı damacana patlatırım. 3-5 topu aynı anda çevirir , tek tekerlekli bisiklete araba gibi binerim. İp üzerinde yürüyüp izimi belli etmem.

Bilindiği üzere bu yarışmaların hemen hemen hepsi yurt dışı patentli yarışmalar. Yani uyarlama. Ama ne uyarlama. Bu uyarlama değil yuvarlama olmuş resmen. Kendimize benzetmişiz şekilsiz birşey çıkmış ortaya. Format falan kalmamış tam aksine format atmışız var olana. Kavga, gürültü, gözyaşı var mı? O zaman tamam olmuş bu iş. Tam bizlik.

Yeni yayına başlayan cnbc-e benzeri "e 2" de bizdeki "Pop Star" yarışmalarının orjinali sayılan "American Idol" yayınlanıyor. Hiç denk geldinizmi bilmiyorum ama rastlarsanız bir seyredin. En azından yarışmacıların sesleri için. Orada da bizdeki Armağan Çağlayan gibi bir yapımcı var juri üyeleri arasında. Yarışmacıları acımasızca eleştiren , diğerleri çok iyi derken , çok kötü diye yorum yapabilen bir jüri üyesi. İşin formatı bu çünkü. İlla sivri biri olacak.

Bizimkilerden farklı olarak jüri üyeleri saatlerce sazı eline alıp konuşmuyor. Yorumlar 3-5 cümleyi geçmiyor. Yarışmacılar eleştiriler ne kadar ağır olsada jüri ile polemiğe girmiyor. Hatta jingle devreye girip jürinin lafı uzatmasına mani oluyor. Herşey tadında.

Önemli olan yarışmacıların performansları. Yine sms ve telefon oylaması ile en kötü eleniyor. Yorumlar ve sunucu son derece espirili. Heyecanı arttırmak için Behzat Uygur gibi ekranda gördüklerini sayıp , kısık yatak odası fısıltısında konuşup uzattıkça uzatmıyor sonuçları. Ömür törpüsü haline getirmiyor yarışmayı.

Görünen köy kılavuz istemez. Sanatçı milletinin egosu yüksektir. Sen bu adama kalkıp maymun gibi birşeyleri en baştan öğretmeye kalkarsan birde üstüne üstlük eleştirip aşağılarsan ortaya ne çıkar. Kavga ! Bunu çok iyi bilen yapımcılarda bunu körükledikçe körüklüyorlar. Ne kadar kavga , o kadar reyting. Örselenen imajlar ve erozyona uğrayan şöhret umurlarında değil. Nasıl olsa yerini dolduracak malzeme piyasada çok. Geçici popülizme kanan şöhretlerde yara aldıklarının farkında değiller.

Yaşadığımız ülkeden nefret etmemize sebep olan zeka özürlü bu tarz yapımları artık ya orjinaline bağlı yapsınlar yada hiç yapmasınlar. "Yani birşeyin de bokunu çıkartmayın" demek geliyor insanın içinden. Çoğumuz "guilty pleasure" denen o zevk veren suçluluk duygusuna kapılıp bir yandan eleştirirken bir yandan izlemekten geri kalmıyoruz malesef. "Eğitici , öğretici yayınlar olsun , ben sadece NTV ve belgesel seyrediyorum, Cnbc-e ciyim abi , TRT 2 ye bakıyorum en çok". Hadi ordan bee....... Kimse yemiyor artık bunları.

Eğlence olsun , aptalca hiçbirşey düşünmeden bakacağımız magazin programları olsun televizyonlarda. Ama biraz seviye olsun. İçine az birşey zeka ve estetik serpiştirilsin. Bayağılaşmasın , bizi aptal yerine koymasın. Yeter.

0 yorum: