Şiir
Sanatın her türlüsünü severim, gerekirse sanat için soyunurum , iyi senaryo teklifi gelirse neden öpüşmeyeyim gibi saçmalıkları beynimden bir kenara atıp ve yazıma konsantire olup Şiire neden ısınamadığımı anlatmaya çalışayım. Daha doğrusu beni şiirden soğutan sebepleri şöyle bir gözden geçireyim.
Önceliği son günlere vererek gitgide eskiye doğru uzanayım. Çocukluğuma ineyim. Hatta mümkünse anne rahmine ordan eski hayatıma kadar gideyim. Reenkarnasyon varsa eğer bakalım kimmişim. Herkesin kendisi için iddia ettiği gibi soylu bir prens yada kralmıyım yoksa dilenci soytarımı. Bir şey olmadığım kesin , Şair.
Fotokritik diye bir fotoğrafçılık sitesi var üye olduğum. İnsanlar üye olur çektikleri fotoğrafları yayınlar ve diğer üyeler bunlara eleştiri yaparak puanlarlar.
Şimdi gözünüzün önüne bir fotoğraf getirin. Bir portre denemesi. Model objektife değil başka bir yere bakıyor. Fotoğrafın ismi de Uzaklar. Açıklamasında ise altta mısra mısra uzun bir şiir. Yahu ne alaka. Bırak fotoğraf bana senin anlatmak istediğini anlatsın. Yurdumun tipik duygu insanı modeli. Kusmak geliyor içimden
Bunun bir benzeri eleştirilerde yaşanıyor. Kel alaka bir fotoğrafa inanılmaz derecede anlamsız bir şiirle yorum yapmak neyin nesi oluyor şimdi. Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı. Hayatınızda size fotoğraf gösteren birine karşılığında şiir okudunuzmu hiç.
- Ahmet bak bu annem ve babam. Biz Bodrumdayken . Arkadakide bodrum kalesi ( Vurgu güçlenir. Bodrumda olduğu kanıtlanır)
- Gözlerindeki mavilikte boğulurum
Yazları sıcak olur Bodrum
Kaç kişiydik , kaç kişi kaldık şimdi
Canım çekmez hiç votkayı cini
Siyasetçiler çok sever şiir okumayı. Yazanı bir rahmetli "Bülent Ecevit" vardı en ünlüsü ama onun kendi şiirlerini meydanlarda okuduğunu hiç görmedim. Şimdiki Başbakanımız da bir şiir yüzünden hapse girmemişmiydi. İşte her duruma bir şiir uydurmak hastalığına tutulursan olacak budur. Hapse atarlar adamı.
Okulda 23 Nisanlarda, 19 Mayıslarda ve 29 Ekimlerde Şiir ezberletirler. Askerde marş mısralarını ezberlemek zorunda kalırsın. Melodisiyle hiç bir uyumu olmayan bu mısraları ezberleyene kadar canınız çıkar. Buram buram hamaset kokan şiirler. Ben vatanımı şiirsizde seviyorum o yüzden almıyım bünyede alerji yapıyor diyemiyorsunuz tabi.
E-posta kutunuza lüzumsuz arkadaşlardan lüzumsuz mailler gelir. Power pointte resim slayt gösterisi eşliğinde satır satır gelen şiirler. Arka plan üzerinde gül resimlerinin yada el ele tutuşmuş 2 çocuk fotoğrafının üzerine döşenmiş aşk şiirleri.Vıcık vıcık. Allah kahretmesin sizi emi. Sizin yüzünüzden böyle oldum ben.
Velhasıl Şiir bana çoğu zaman suni ve abartılı gelmiştir. Düz yazıyı o sebeple daha çok severim. Sevdiğim sadece birkaç şair vardır. Onlarda zaten alışılagelmiş kalıplarda şiir yazmamışlardır. Zamanlarının aykırılarıdırlar. Ancak sevdiğim tek tük şiirleride olur olmaz yerlerde kullanmam.
Blogda şimdiye kadar bir tek şiir yazdım. "Sevgiye" adlı bir şiir. Sevgi isimli bir kız arkadaşımın ilgisini çekmek içindi , itiraf ediyorum. O'da bana her zamanki mıy mıy mıy tavrıyla "şiirinde sigara içtiğimi belirtmesen olmazdı dimi " diye bütün şiirden tek o cümleyi bulup çıkartma başarısını gösterdi. Bir boka yaramadı yani. Heba oldu gitti.
Bana şiir yazanınız varsa kızacaktır yukarıdakileri okuyunca ama ben böyleyim. Bunun yanısıra çok güzel maniler yazarım. Kırkpınarda çığırtkan olmak için bu sene başvuracağım. Nahanda örneği ;
Yere düşer mahsus
Kaderi pek bir makus
Alkışlarla haydi maşallah
Blog yazarı Angelus

15 yorum:
Şiiri bırak, esas olan düzyazı
Başlayamadı gitti şu 2007'nin yazı
Denize girseydik artık, tutsaydık balığımızı
Güzel bir bahar günüydü, tavşan peşine koştu tazı
ya ben mavi göz adlı filme gittim nazım hikmetin hayatı tam bi film süper adam aynı ztn tavsiye edeyorum ayrıca şiiirleride çok güzel!!!!!!!
aaaaaaaaa o filme bnde gttim süper arkadaşlar herkeze tavsiye ederim angelus raupe sizde kesin gdin tabi iş güçten vaktniz kalırsa süper bişi
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim...
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...(nazım hikmet)
(bu şiir okundu filmde)
aaaaaaa bnde şiir sewmm düz yazı her zmn güzel dir bu sevgfide odunmuş:):)
bu arad nerde bu sevgi şiiri
ya bu blogun efendileri nerde acep
Sevgi Şiiri 2006 Kasım ayı içerisindeki yazıların arasında. Kendiside odun değildir son derece zariftir tek kusuru mıymıydır.Blogun efendilerinden biri Ankara yolunda biriside huzurlarınızda.Bunlar soruların cevapları.
Siz şiir yazın,okuyun,dinleyin. Harika birşey. Ben neden şiirden soğuduğumu ve neden düzyazıyı daha çok sevdiğimi anlatmaya çalıştım.
En az "Davet" şiiri kadar etkilendiğim bir başka şiir de şudur:
Bim bam boom çok şükür dostlar
Benim de artık bir sevgilim var
Hırsından çatlasın düşmanlar
Benim de artık bir sevdiğim var
hayırlı olsun:)
saol yavrum
ya nerde kaldı yeni yazılar yaaaaaa
bn fotokritik teki resimlerinizi merak ettm nasıl bakabilirim acaba
Merhaba. Fotokritikteki fotoğraflarımı zaten her hafta yeni bir fotoğraf serisinde burada da yayınlıyorum hatta daha fazlasını.Son 2 fotoğraf ise benim ısrarlarım sonucu Raupe tarafından çekildi.Kendisini bu konuda zehirlemeye çalışıyorum :)
Bu arada yeni bir yazı yazıyorum şu an.Bittiğinde sıcağı sıcağına burada olacak
şiiri severim özellikle ferdi tayfurun kileri.tavsiye de ederim.bide sembolistler var fransız daha çok onlarda güzel.ancak türkçeye çevrilince orjinalitesi bozulyo anlam kayıyo yani.bu durumda anlıyosanız orjinalini okuyun olmadı türk şair okuyun .Kim olabilir?mesela murathan mungan olur..bu aradA düzyazı da güzeldir.
Yorum Gönder