15 Mart, 2007

Komplo Teorileri II


Lanetli bir dünyada yaşıyoruz. Adem o elmayı ne halt etmeye yediyse artık... Ah, unutmuşum, pirzolası Havva'nın suçuydu bu. Taa o zamandan beri lanetliyiz.
Hükümetler neler karıştırıyor, insanlar aslında neler yapıyor, hiçbirimiz bilmiyoruz. Son zamanların en kanlı olaylarının arkasında neler var, bilemiyoruz, 11 Eylül saldırılarının arkasında Amerika mı var, depremler okyanusların dibinde yapılan nükleer silah denemeleri sonucunda mı meydana geliyor, AIDS, Ebola gibi hastalıkların virüsleri dünya nüfus planlaması için (hani doğal kaynaklar yetersiz kalacak, kimse içme suyu bulamayacak ya, o bakımdan) bilinçli olarak mı üretiliyor ve bunların, hatta kanserin tedavisi mümkün olduğu halde bu, insanlardan aynı nedenle saklanıyor mu, vb. sorular kafaları kurcalamaya devam ederken popüler kültüre boğulmuş durumdaki (böyle olması istendiği için) bizler, bu kültür ürünleri olan Amerikan filmlerini izliyoruz, çocukluğumuzdan bu yana Dede Korkut masallarından çok Grimm Kardeşlerin hikayeleriyle büyüyoruz, Batılı olmamakla birlikte Batının kokuşmuş posasını iyice sindiriyoruz, kendimiz olamıyoruz. Biraz olsun içinde bulunduğumuz dünyaya, içinde dönüp durduğumuz çarktan sıyrılıp da şöyle bir göz attığımızda dehşete kapılıyoruz ve "en iyisi bunlara kafa yormamak, yoksa içinden çıkamam" diyip tekrar bizim için yaratılan suni dünyaya dönüyoruz. İnanmıyoruz, inanmak istemiyoruz. Böylesi daha çok işimize geliyor, zaten ne gerçekte neler olduğunu bilme şansımız var, ne de buna karşı birşey yapabiliriz.


Ben bu yazıyı çarkın içinden çıkabildiğim bir zamanda yazıyorum. Semboller ve gizli mesajlarla ilgili birtakım şeyler okuyup, aslında hayatım boyunca bilinçli ya da bilinçsizce yaptığım gözlemleri bunlarla ilişkilendirerek düşüncelerimi paylaşmak istedim. Bu yazımı, Angelus'un "Komplo Teorileri" başlıklı yazısına bir devam niteliğinde düşündüm. Söz konusu teorilerin zaten sonu yok...


Korku filmlerini severim. Stephen King romanlarını hiç kaçırmam, daha önce de yazdığım gibi. Bu da benim mazoist yönüm. Buna Siyonist mesajlı Da Vinci Kodu ve benzeri kitaplar, filmler de eklenince iyice paranoyak oldum ve herşeyde bir gizli mesaj, sembol arar oldum. Amerikan filmlerinin, özellikle de korku filmleri piyasasının misyoner amacı güttüğünü düşünüyorum. Aklımıza işlenenler ABD'nin süper güç olduğu (Titanik için de "asla batmaz" demişlerdi) ve iyi Hıristiyanların cennetle ödüllendirileceği.


Hedeflenen şeyin ne olduğunu tam olarak söylemek zor ama açık olan birşey var ki, Amerikan film endüstrisi gelişmekte olan ülkelerde ve üçüncü dünya ülkelerinde egemen. Hollywood’la büyüdük, büyümekteyiz. Filmlerdeki klişeleri biliriz, bir olay üzerinde inceleme yapılırken "kahrolası federaller" gelir (FBI) ve lanet burunlarını yerel polisin işine sokarlar. Suçlular çoğunlukla Hispanik ya da Afrika kökenlidir. Beyaz erkeklerle beyaz kadınlar beraber olurlar, siyah erkeklerle de siyah kadınlar. Bir beyaz ve bir siyahın aşk ilişkisi yaşaması nedense nadir olur. New York ve San Francisco’da kaybolacağımı sanmam, 5. Cadde New York’un göbeğidir, Bronx gibi zenci semtlerine gündüz bile gitmek tehlikelidir, falan filan. Tehlike durumunda da 911’i aramalıyız. Her ne olursa olsun Hıristiyan ve beyaz Amerikalılardan daha üstünü yoktur, her sorunu çözerler.


Bütün bunları ve daha nicelerini ABD’ye adım atmamış birisi olarak biliyorsam eğer, diğer başka şeyler de kafama kazınmış demektir. Mesela çocukken karşıma hayalet çıkacak korkusuyla parmaklarıma haç şekli verip karanlık odaya doğru ileri uzattığımı bilirim. Kutsal su, Tanrı, Kutsal Ruh ve Yüce İsa, Meryem ve azizler bizi korusun, ters haç, 666, Deccal (gerçi Kuran’da da var ama ben önce filmlerden öğrendim), şeytanın oğlu, melekler (kilise tasvirlerindeki melekler tabi, bizim 4 melek değil), yüce İsa bizi kutsasın, vs. Bütün bu kilişelere, hafızası daha iyi olanların hatırlayacağı korku filmi repliklerinde geçen İncil’den ayetleri de ekleyebiliriz tabi. Bunları duyduk, gördük, ezberledik diye Hıristiyan olacak halimiz yok belki. Çoğunlukla Müslüman ailelerin çocuklarıyız en başta.Ama Hıristiyanlığa dair temel bilgileri öğrendiğimiz de kesin.


Filmler aracılığıyla aklımıza sokulmaya çalışılan fikirlere ve misyonerliğin korku filmleri biçimini alarak karşımıza çıkması konusunda tepkili olalım, derim ben. Keşke artık doğru düzgün korku filmleri çekebilsek de biraz bizden öğeler de görsek, filmlerde...

2 yorum:

Angelus dedi ki...

Filmlerden öğrendiğimiz hristiyanlık, yine aynı filmlerden öğreneceğimiz ingilizce kadar olabilir.Birisine "hey mannn","lets get hell out of here" demek gibi.Bu argo kalıpları son derece ciddi bir toplantıda kullandığınızı düşünürsek eğer çok komik bir görüntü ortaya çıkar."Hey adamım, hadi bu kahrolası yerden bir an evvel toz olalım" Hem tüm bu filmlerde ki görüntüler için "bunların hepsi amerikan propagandası,hristiyanlık propagandası" diyerek aslında müslüman olmadıkları için ne kadar iyi olsalarda cehenneme gideceklerini düşünmekten vazgeçmiyoruz.

Aslında Hollywood Jewish yani yahudilerin elinde. Bakınız Mel Gibson Hz. İsanın hayatını anlatan "Passion" Tutkuyu çekmek için yapımcı bulamadı ve çektikten sonrada neredeyse sinlindi.

Davinçinin şifresi, gizli örgütler ve diğerleri. Bunların hiçbiri müslümanlık ve hristiyanlık kavgası değil.Başka bir kavga.Asırlardır sessiz sedasız devam eden.

cLuMsY dedi ki...

Pagan kültürüne fazla kaptırmamak lazım, semboller falan zaten zamanında heyecan arayan tipler tarafında icat edilmiş komediler aslında... Bir sembolün yüzlerce değişik inanç ve kültür tarafından kullanıldığını görmek mümkün bkz. "swastika".

Gerçek ise izafi. Her filozof farklı. En eskileri bile "hiç bir şey yoktur, olsaydı da bilemezdik, bilseydik de aktaramazdık" demişler daha ilk tespitlerinde.

İnsan da modernizm denen ağırlaştırılmış hayat icin fazla hassas ve zayıf bünyeli.

Bunlara kafa yormak ise, hiç birşeyi değiştirmeyeceginden dolatyı mutsuzluğun tek sebebi.