Komplo Teorileri
Komplo Teorisi : Kamuoyu tarafından belli bir şekilde algılanmış herhangi bir olay hakkında geliştirilmiş, kamuoyundan saklandığı iddia edilen bilgilerle, gizli bilgilere veya olayın arkasındaki görünmeyen güçlerle ilişkilendirilen alternatif açıklamalara verilen addır. Bu açıklamayı ben yapmıyorum Vikipedi yapıyor.
Dünya'nın en karmaşık coğrafyasında yer alan Türkiye'de de komplo teorileri havada uçuşuyor. İnsanlar neye inanacaklarını şaşırmış durumda. Bazen gerçek kimsenin inanmayacağı kadar basit olduğu için inanılmayacak konuma geldi. Haksızlık etmemek lazım. Faili meçhul gazeteci cinayetleri, susurluk kazası, başbakanlara yapılan ve üstüne gidilmeyen suikast teşebbüsleri (Ecevit ve Özal'a), daha neler neler.
Tüm bu sır perdesini kaldıracak olan kolluk kuvvetleriyle , yargısıyla , yasaması ile devletin ta kendisi. Ama devleti temsil eden en yüksek düzeyde yöneticiler de "karanlık mihraklar harekete geçti" , bunlar "siyonistlerin işi" şeklinde açıklamalarla komplo teorilerini daha kuvvetlendirmekten başka bir şey yapmıyorlar. Hani hukuk devletiydik , hani hukuk devletinde esas olan şeffaflıktı. Gölgeleri hedef göstermekte ne oluyor.
Aselsan'da düşman ve dost savaş uçaklarını ayrıd eden sistemi geliştiren 3 mühendisin ardarda intiharları , güneydoğuda yabancı şirketlerce açılan petrol kuyularının civa ve beton ile tekrar kapanması , yahudilerin Gap'ın suladığı verimli topraklardan devamlı arazi alması.Bunlar gazete ve televizyonda seslendirilenleri. Birde elektronik posta ile ulaşan direkt şahıs yada firmalara yönelik ithamlar. Şu aslında PKK 'lı , CocaCola'nın ayna yansıması "No Allah No Muhammed" gibi.
Bunlar o kadar popüler olduki "Sağır Oda" , "Kod Adı" ve tabi ki "Kurtlar Vadisi" dizilerinde istihbarattan yetişme kahramanlarımız kendi kadrolarını kurarak ve devletten ayrılarak bu oyunları bozmak için kollarını sıvadılar. Dünyayı yönettiği iddia edilen belli ailelerden oluşan bir zümreyi hezimete uğrattılar. "Metal Fırtına" Türkiye'de en çok satan kitap oldu. Soner Yalçın da en bilinen komplo teorisyeni.
Zaten kafa karıştaran her komplo teorisinin bazı gerçeklerle desteklenmesi ve içimizdeki şüphe duygusunu tatlı tatlı kaşıması.
Bu bir tek bizde yok. Amerikalılar bu konuda bizden fersah fersah ilerde. Başkan "J.F. Kennedy" süakasti , 11 Eylül'de İkiz Kulelerin yıkılması , tüm dünyadan saklanan Uzaylılar , Nasa'nın şu anda kullandığımız teknolojinin 20 yıl ötesinde teknolojiye sahip olduğu vs. Uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden bir çok kişi gibi tüm bunları ciddiye alıp görsel ve metin olarak belgeselleştiren cemiyetler mevcut.
Hollywood bu konuda Mel gibson ve Julia Robets'ın oynadığı 97 yapımı "Conspiracy Theory" yani "Komplo Teorisi" filmiyle zirve yaptı. "Jerry Fletcher" karakterini canlandıran taksi şöförü Mel Gibson devamlı komplo teorileri üretmekteydi ve en sonunda ürettiği bir teori gerçeğe dönüştü. Artık tehlikeli güçler peşindeydi ve ona yardım edebilecek tek kişi "Allice Sutton" yani julia Roberts 'dı.
Bende kendi çapımda bir Jerry Fletcher 'ım diyorsanız ;
Kredi kartı kullanıyor musunuz? İnternette kaç yerde gerçek adınız ve soyadınızla kayıt yaptırdınız ? Kaç yere iş başvurusunda bulundunuz ? Rehberde telefonunuz kayıtlı mı? Açık adresinizi kaç kişi biliyor ? Cep telefonu hattınız kimin üzerine? Günde kaç saat açık tutuyorsunuz ? Peki hiç bir yerde kaydı olmayan bir kimlikle toplumda nasıl yaşarsınız ?
Aklınızda bulunsun ben size yardım edemem. Şu an tüm konuşmalarım dinleniyor, bilgisayardaki tüm hareketlerim denetleniyor ve kayıt altına alınıyor. Kapının önünde devamlı bekleyen siyah bir minibüs var ve dışarda takip ediliyorum.
Ama esas soru şu. Bunların kaçı sizi birebir ilgilendiriyor ?

3 yorum:
İyice paranoyak olduk var ya, belki de ülkemizin üzerinde tarih boyunca oynanan ve hala da oynanmakta olan (hem içten hem dıştan) kalleşçe parçalama planları nedeniyle bir nebze haklı olsak da artık gerçek ve doğruyu ayırt edemeyecek kadar paranoyaklaştırıldık sanırım. Bizim okulda da belirli zamanlarda alakasiz bi şekilde fotoğrafçılar, simitçiler falan peydah olurdu, onların mit için çalıştığı söylenirdi (yahu bu arada o simitçi aldığı paraya dikkat etmediği gibi para üstünü de bol bol verirdi). Belki de ben sıyırmış bir paranoyağımdır. Şimdi de bir siyasi partiyi destekleyen bir yazılı yayın organının (of, gazete demiyorum da...) "tehlikenin farkında mısınız" olayı kol geziyor. Evet kardeşim, o bahsettikleri şeyse, ben tehlikenin farkındayım. Gibi.
Şu an Prof. olan ve televizyonlarada çıkan hocamla daha yrd. doç ken yaptığım sohbet esnasında bana okulda her kolluk kuvvetinin kendi istihbarat elemanları olduğunu ve hatta onlarında birbirinden haberiz olduğunu anlatmıştı.Zaten her şeyiyle ben sivil polisim diye bağıran amcalar da biz burdayız dikkatli olun mesajını devamlı verirlerdi volta atarak.
Gazeteye gelince,başlı başına enteresan bir olay.İktidarda olan bir siyasi parti ve onun başkanı aleyhine bir reklam kampanyası başlatmak çok riskli ayrıca bu şekilde direkt bir siyasi görüşün çığırtkanlığını yapmakla yani objektifliğini kaybetmekle itham edilmekte var.
Ama sanırım zaten belli bir zümreye hitap eden bu yazılı basın organı bu riski göze alarak okuyucu kitlesini arttırmak olan bitene tepkili olanları cezbetme peşinde.
Ayrıca bildiklerimi bir açıklarsam Türkiye'de yer yerinden oynar çok kelle gider sevgili Raupe :-)
Bu ülkede yaşamayı tercih eden bütün yabancılar ajan ve tüm hristiyanlar da misyoner zaten.
Babanız ya da öz kardeşiniz bile istihbarattan olabilir. Hatta belki siz de istihbarattansınızdır ama farkında degilsinizdir. Yılın belli zamanlarında sizi alıp götürüp farkında olmadan biriktirdiginiz bilgileri sizden alıp, bir ilaçla bu bilgi aktarımı esnasındaki yaşadıklarınızı size unutturup tekrar kaldıgınız yerden devam etmenizi saglıyo da olabilirler. Falan filan...
Neyse,
Zaten kavramsal olarak tehlike, niye tehlike altında olsun ki. Bu ülkenin kendisi, başlı başına en detayına kadar kendisi için tehlike zaten.
Yorum Gönder