07 Mart, 2007

Ses Rengi 2 ( Soruma Cevaplar )


cLuMsY said...

İbrahim Tatlıses, Burhan çaçan, Emrah, Sezen Aksu, Ebru Gündeş, Mine koşan, vs. vs. vs de var. Bunlar da nota bilmeyen anormal iyi şarkıcılardır. Hatta içlerinden bazıları beste bile yapabilmektedirler. Ama, ama, ama, müzik dünyasında çıkabildikleri son nokta ancak halk katındadır. Hangisi bir Alaettin Yavaşça'nın, Avni Anıl'ın, Müzeyyen Senar'ın ve bunlar gibi hocaların indinde dört dörtlüktür acaba. "Halk için sanat" dersek hepsi de bombadır bu nota bilmez ama sesi güzel şarkıcıların ama "sanat için sanat" dünyasına, onlar da, aynı bizlerin baktıgı gibi çoook uzaktan bakabilirler ancak. Bence fark da budur...

Ha ama "sanat için sanat" da kimin umrunda derseniz başka. Kimsenin salladığı falan da yok.

Ama benim umrumda...

-------------------------------------------------------------------------------------------

raupe said...

Sanatın ne olduğu konusu çok göreceli ve müzik çevrelerinde çok konuşulan, tartışılan bir konudur, her zaman da tartışılacaktır ancak ben fazla tartışmayı gerekli de bulmuyorum şahsen. Benim tanımımla sanat, insan emeğinin estetik ürünüdür (bu tanımım hocalarımdan birisi tarafından resmen çalınarak bir kitabında yer almıştır, neyse)ve sanatın, hangi alanda olursa olsun içerisinde bulunduğu bütünlükle birlikte kalite- seviyesinden söz edilebilir, şu sanattır bu değildir ya da şu sanatçıdır bu değildir demeyi yanlış buluyorum. Sanatla aktif olarak ilgilenen herkes sanatçıdır ancak sanat kalitesini belirleyen birtakım kriterler vardır. Elbette ki eğitim bu konuda çok önemlidir, insanlar kendilerini de eğitebilirler, eğitemeyenler yine de şarkıcılar örnek verilirse absolut kulağıyla, ses tonuyla ya da gezinebildiği belli bir oktav aralığı ile "gönüllerin imparatoru" falan olabiliyorlar, kime göre, neye göre olduğu bir kriter örneğin. Almanya'da üniversitede verdiğim bir sunumumda Klasik Türk Musikisi'nin belirli icra kurallarına göre okunmasıyla ilgili olarak usulüyle okunması olarak Zeki Müren ve icranın yozlaşmış hali olarak Bülent Ersoy'u arka arkaya dinlettiğimde kulağı doğu müziklerine alışık olmayan Alman master öğrencilerinin aradaki farkı anlayabilmelerinin nedeni belirli bir müzik bilgisine sahip olmalarıydı. Bu eğitime sahip olmayan insanların elbette eleştiri kriterleri çok sınırlı olacaktır. Bu tip konular ancak bilimsel çevrelerde incelenip değerlendirilebilmekle birlikte bilimin amacının insanları aydınlatmak olduğu düşünüldüğünde müzikoloji gibi alanlardaki insanların yazmaları gereken makaleler, kitaplar, konuk olmaları gereken tartışma programları (öyle A Takımı falan değil, popülizmden en fazla sıyrılabilmiş program hangisiyse, o, ha, yok haberimiz olmadı diyecek olanlar da eşşektir zaten)var. Benim mesleğimi Hıncal Uluç gibi bir "şey" yapıyor kendi topraklarımda. Artık yaratık mı, nedir bilmiyorum, her konuda olduğu gibi müzik konusunda da eleştiri yapıyor bu nesne.

Ben de üzerime düşen şekilde yorum olarak değil de mesleğimle ilgili aydınlatıcı yazılarımı burada da yazmak istiyorum elbette.

Sevgili Angelus, "Nota bilmeden şarkı söyleyen ve hiç detone olmayan 2 kişi var Türkiye'de. Kibariye ve Müslüm Gürses. Bunun açıklaması nasıl yapılır merak ediyorum." demişsin, bu sorunun cevabı şudur: nota bilmek, yetenekli bir insan için avantajdır ve nota bilmediği halde sadece bu çingeneler arabeskçiler falan değil, dünyanın hemen her yerinden pek çok müzisyen örnek gösterilebilir, süper bir ses ve yorumun, kısacası doğal yeteneğin müzik yapmak için yeterli olduğuna. Nota bildiği "için" fazlasıyla "akademik" ve "ruhsuz" müzik yapan cazcılar da vardır, hatta Avrupa cazının çoğu müzisyeni bu dertten muzdariptir, bilmek de bilmemek kadar can sıkıcı olabilir, görüldüğü üzere. Kısacası nota bilmeden bal gibi de şarkı söylenebilir, detone olmadan. Havadaki sesleri bir nota yazımı icat edip de kağıda döken de insanoğludur zaten, ondan önce nota mı vardı yoksa icra mı?...

0 yorum: