Viva Colonia!
Çeşit çeşit kıyafetler, kostümler, günler süren kutlamalar, geçit törenleri, bol bira, bol action... Almanya'nın Köln kentinde normalde soğuk, ciddi takılan Almanların kendilerini aştıkları, eğlencenin dibine vurdukları, kozmopolit yapısı nedeniyle yabancıların da bol iştirakiyle oldukça eğlenceli geçen, aslında bir anda artış gösteren sarhoş sayısı nedeniyle biraz da tehlikeli olan (her sene yüzlerce kişi yaralanır) güvenlik önlemlerinin her sene biraz daha arttırıldığı bir karnaval. Köln'de yaşayanlar bilir, Köln'lü olmak gurur verici birşeydir, buradaki Almanlar için. Zamanında kendilerini Almanya'ya ait bile saymazlarmış. 1200'lerden bu yana Colonia, Cologne, Kölle ya da en bilindik ismiyle Köln (evet, bildiğimiz "kolonya" da bu kentten gelir, aslı "Kölnisches Wasser"dır, tam çeviriyle "Köln Suyu") kendine ait Almanca-Flemenkçe benzeri ancak başlı başına bir dil olan Kölsch diline sahiptir, halen gerçek Kölnlüler tarafından anlaşılır ancak artık bir yerel şive halinde kullanılır. Karnaval şarkılarında Kölsch dilini de bir Alman şivesi olarak Kölsch şivesini de bol bol duyarsınız. Köln'e özgü tatlı ve su gibi içilen biranın ismi de Kölsch'tür. Pek tabii ki karnavalın resmi içeceğidir, bir gün yolunuz düşerse özellikle aşağıdaki arkadaşın da elinde tuttuğu Reissdorf marka Kölsch'ü tavsiye ederim.
Daha yakından bakarsak:
Ne zamandır Angelus'a söz verdiğim gibi bu birebir içinde bulunduğum aktiviteler zinciri ile ilgili bir yazı yazmayı planlıyordum ve tatile girip Türkiye'ye gelince buna fırsat bulabildim. Bu, katıldığım 3. Köln karnavalıydı. Daha önceki yıllarda içip insanlarla birlikte eğlenmeyi tercih etmiştim, sokakta karnaval şarkılarını kemanla bile çalmıştım, diğer müzisyenlerle birlikte. Bu sene bir barda çalıştım (bahşiş boldu, ilk kez karnavaldan bu şekilde faydalanabildim), stresli bir işti ve sarhoşlarla uğraşmak gerekiyordu, falan filan. Bu nedenle ancak sabaha karşı işten dönerken birkaç fotoğraf çekebildim, onda da herkes tavşan gibi kırmızı gözlü çıkmış, ne yazık ki. Daha fazla fotoğraf görmek isteyenler için şu link sanırım yeterli olacaktır:
(bu siteye girince aşağıda "Bildergalerien"e tıklamak suretiyle en güzel karnaval fotoğraflarına ulaşacaksınız)
Karnavala dair özetle bilgi vermek gerekirse:
1814 yılında Fransızların şehri terketmesini ve Prusyalıların gelişini kutluyorlar. Her sene 11 Kasım'da saat 11'i 11 geçe geleneksel olarak Karnaval sezonu açılıyor ve ara sıra yerel karnaval organizatörlerinin aktivitelerine rastlanıyor, ta Şubat ayında Karnavalın esas olarak kutlandığı birkaç günün sonuna kadar. Şubat ayının yaklaşık ikinci haftası civarında bir perşembe gününe denk getirilen "Weiberfastnacht" ile çılgın kutlamalar start alıyor, bu gece kadınlar ellerinde makasla gezip beğendikleri erkeğin kravatını keserek onunla o gece birlikte olmak istediklerini ifade ediyorlar. Bu geleneğe öyle bağlı kalınıyor ki, boşanma davalarında eşlerin birbirini aldatmaları söz konusuysa, bu, bu gece gerçekleşmişse yargıç tarafından dikkate alınmıyor, Kölne özgü bir gelenek olduğu için. E tabi her kültürün kendine has ahlaki değerleri var / ya da yok. Neyse, efendim, sonrasındaki günlerde de insanlar kostümlerle dolaşıp karnaval partileri düzenleyen (hemen her eğlence yerinde düzenleniyor) diskolara, barlara koşuyorlar, sınırsızca içiyor ve dans ediyorlar. Pazartesi günü geldiğinde ki buna "Rosenmontag" diyorlar, sabah 11'i 11 geçe kent merkezinde geçit törenleri başlıyor. En orjinal şekilde süslenmiş konvoy arabalarından çikolata ve çiçekler dağıtılıyor, izlemeye gelen insanlara.
Çarşamba günü yani karnaval sürecindeki ismiyle Aschermittwoch günü karnavalın son günü. Karnaval süresince yaşanan herşeyi Nutte (afedersiniz "kahpe") adını verdikleri bir kuklayı yakarak sonlandırıyorlar. Bu kuklanın yanışıyla sembolik olarak karnaval süresince yaşanan tüm günahlarından arınıyorlar.
Artık Köln'de yaşayan herkes gibi ezbere bildiğim bir karnaval şarkısını (ki en ünlüsünü) rapidshare'e upload ettim, merak edenler indirip dinleyebilir. Download linki burada:
Görevimi tamamlamış olmanın dayanılmaz hafifliğiyle bir başka yazıda görüşmek üzere, diyorum...

3 yorum:
Raupe eline sağlık yahu.Orda olup tadını çıkartmak vardı.
Vallahi şimdi benim kendi gezi anılarımı anlatmak istememe sebep oldun.Lakin benimki çok kısıtlı.
Seneler öncesi Amerika'da Philadelhia , Newyork ve daha yeni sayılabilecek Polonya'da Poznan seyahatlerinden birşeyler anlatabilirim.İkiz kulelerin ayakta durduğu ve diğer fotoğrafları da scan etmem lazım.
Clumsy'de Ukrayna'da Kiev ve bir müddet yaşadığı Amerika'nın Minnesota şehrini anlattımı tamamdır.
Allah ölmeden Roma, Saint Petersburg ve özellikle Prag'ı görmeyide nasip eder inşallaaahhh.
Saint Petersburg (hep Dostoyevski'nin yüzünden) ve Prag (hep Atlas dergisinin yüzünden) benim de gitmek istediğim yerlerin başında geliyor...
Prag Kafka yüzünden...
Yorum Gönder