08 Mart, 2007

Yemek


Az önce bir akşam yemeği yedik de böyle bir yazı yazmak içimden geldi.

Yemek yemek dimi nasıl da güzel bişey? Hele zevkle hazırlanmış bi akşam yemeği. Allah bee. Keşke yesek yesek hem doymasak hem de şişmanlamasak.

Severim yemek yemeği, zaten şişkoluğumdan da anlaşılır bunu inkar etmediğim. Ara sıra pehiz yapar hakikaten de zayıflarım ama ne yapayım yemeyi seviyorum kardeşim, hele bir de ramazana denk gelsin, o kiloları geri almam 30 günden ibarettir sadece.

Peki nerede yemek yemeyi severim. Kimlerle? Nasıl?
Tabiki birinci tercihim hep aynı olmuştur. En sevdiğim arkadaşlarımla ama aramızda hiç yabancı olmayacak. Yediğimiz yemeğin farkına bile varmayız o geyik ortamından. Bağıra çağıra kahkaha ata ata indiririz midelere.

Peki sonra... Tabi ki yalnız başıma, bu da çok zevklidir. Ses yok gürültü yok. Birşeyler düşünebilir, kararlar verebilirim yalnız yerken. İlk önce kızartma köfte patatesden başlayıp sonra çorba içebilirim mesela.

Ya akrabalarla, kalabalık bir ortamda, mesela bir iftarda... aman allahım, onu al bunu ver bundan da ye tuzu uzat, ekmek bitti, su getir, ay dolma çok güzel olmuş, kız senin barbunyan da meşhur, teyze biraz daha pilav ver be, yenge bizim suzan gecen böyle böyle demiş, yok kız günahını alıyosun vallahi, enişte naptı gecen cimbom trabzona, top yuvarlak oolum..... Canınız ortadan bişey almak ister başkasının eliyle çarpışır, ekmeğiniz biter sofrada ekmek kalmamıştır isteyemezsiniz, önünüze sevmediğiniz bi yemek gelir gıkınızı çıkaramazsınız, biri size bişey sorar siz gürültüden bunalmış alıcılarınızı kapatmış olduğunuzdan duymazsınız. Yani akrabalarla yemek yemek iğrençtir ne muhabbet ne yemekler beni tatmin etmez hızlı hızlı yer bir an evvel kaçıp kurtulmak isterim oradan, imkanlar dahilinde de hep yaparım bunu zaten.

Peki kendi ailenizle, rutin bir yemek... Oolum yemek yiycen mi, (cevap hazırdır tabiki) yemem mi yaa. Sofrada en güncel dedikodu vardır. Babam ve annem aklımın almadığı iğrençlikte en kötü dedikoduları sergiler o yemeği bana zehir ederler her zaman tabi farkında bile değillerdir.

Peder beyin sofradaki üslubu da buna eklenince:
Hanım suyu uzatsana, (hhüürrrrrrppppp), Ya (şlaps) bu (şapppr şupurrr) senin enişten (frllüüüüüüpppp) ne öküz adam ya (şlaps şappp şurrp). Adama (şap şlap şlap) bu sabah, -ekmeği uzatsana- (frrrüüüüppp) belediyede rastladım (lapçk lapçk), selam (hüürrp) verdim (şap şup) döndü baktı (hörppps) sonra kafasını çevirip -azcık da pilav koysana- (haaüüüürrrrppppppppppşş ehhhh) hiç görmemiş gibi yaptı -erik hoşafı da çok güzel olmuş- (şlapçk şlopçk) yoluna devam etti. (şap şullurrp şulup) Tepem attı (şappuuuuurrttt) bişey diycektim (füüürrrrpph) ama (füüüürrrrrpph) ama boşver dedim. (şlaps şulups lapşk şapr şak şup...........)

Bu efektelerin kelimeye dönüşebildiği kadar dönüşmüş halini vermeye çalıştım, gerisini kafanızda canlandırın ve onbinle çarpın. Abartmıyoum.

Benim gibi yemek yemeyi seven birinin şanssızlığı artık bu herhalde. En sevdiğim arkadaşlarımla ayda yılda bir, yalnız başıma daha çok kahvaltılarda, akrabalarla özel günlerde bayramlarda ramazanlarda; hepsi de güzel bi itirazım yok, ama ailemle belki de her akşam ya her akşam. Kusucam artık ya yeter yaaaaa yeterrrr. Böyle birinin karşısında yemek yemeye ne kadar daha tahammül edicem...

4 yorum:

Angelus dedi ki...

Süper ötesi olmuş clumsy eline sağlık.Duygularını aynen yansıtmışsın çok beğendim ve çok güldüm.

Her ne kadar güzel yemeği sevsem de yemek benim içinde zaman zaman işkence olabiliyor.İşte nedenleri:

- Bazen lokmaları yutamayacağımı düşündüğümden 100 kere çiğneyip dikkatlice yutkunurum. Doyamadan sofradan kalkarım

Kötü hatıraları vardır;

- Misafirliğe gittiğimizde küçükken annem çerkezce ve usulca bana "küçük lokmalarla ye" derdi.Uyuz olurdum.
- Yine misafirlikte önüme birşey konduğunda " aa , o yemez derlerdi" sana ne be kardeşim. Yine uyuz olurdum
- Her zamanki gibi misafirlikte "ya ne zamandır böylesini yememiştim" diye es keza bir laf ettiğimde ,dönüşte " Biz sana evde yedirmiyormuyuz hain evlat rezil ettin bizi" şeklinde azarlanırdım.

- Ailenin en küçüğü ben olduğum için sofranın değişmez konusu ben olurum, benimle uğraşıp bana takılırlar.Olmadık sorular sorarlar.

Keyifle yediğimi hatırladığım nadir yemekler ise :

- Yazın çocukken dükkanda babama çıraklık yapıp öğle vakti yediğim ekmek arası köfte ve yanında cocacoladır. Hak ettiğini düşünerek ödüllendirilmek hissi.

Ses konusuna gelince sen birde babamın yanında havuç yerken dur derim clumsy. Biamp diyorum başka birşey demiyorum.

cLuMsY dedi ki...

Havuç da nasıl iğrenç yenir ki ya zaten çok sulu sayılmaz ama çok katırtı kuturtu yapar başka.

Angelus dedi ki...

Evet takır tukur ses çıkartır normal yendiği zaman. Olay sadece şapırdatma değil zaten. Bazen çekirdek yenmesi bile kötü seslere sebep olabilir.

raupe dedi ki...

bir de yemek yerken şapırtıydı ya da kütürtüydülerin dışında çatalı ya da kaşığı dişleyen tipler vardır, çlank çlunk diye metal sesi çıkartırlar. yemek yerken yapılan zorlamalara uyuz olurum bir de. yok şundan da ye bundan da ye, sanki bilmiyoruz yemeyi. zıkkımın pekini yedirtiyolar adama clumsy, seni çok iyi anliyorum, ailemle bi problemim yok yemek konusunda da, bu ısrarcı akrabalar yok mu...