Bir Haber Bir Yorum

Haberleri izlemeyi sevmiyorum ama dünyadan bi haber kalmamak içinde ister istemez zaplaya zaplaya bakıyorum. Millet kıçına don alamazken şimdi tam ev almanın zamanı gibi Amerikanın bile terk ettiği mortage sistemi haberleri , peşi sıra hayvanlar aleminin yetenekli maymunları gibi haberler sinirimi bozuyor. Birde böylesi light haberler için seçtikleri arka plan müzikleri çok gıcık.
Şu günlerde esas sinirimi bozan patates suratlı Barzani denen aşiret liderinin kalkıp Türkiye hakkında atıp tutması. Daha düne kadar Türkiye'nin verdiği pasaportla yurt dışına çıkan bu zat değişen konjüktür sebebi ile sırtını Amerika'ya yaslamış , ordan aldığı güç ve para desteğine de güvenerek Türkiye Kerkük'e karışırsa bizde Diyarbakıra karışırız deme cüretini gösteriyor. Vayki vay heyki hey.
Çok geçmişe gitmeye gerek yok. Yakın tarihimizde cereyan eden 2 olaya bir göz atalım.
Yine diaspora ermenilerinin azdığı bir dönemde başbakan Turgut Özal'ın açıklaması tam olarak olmasa da benzer şekildeydi ; Ordumuz Doğu Anadoluda tatbikat yaparken bir kaç füze yanlışlıkla Ermenistan'a düşebilir.
1 nci körfez harekatı öncesinde Türkiye'ye karşı tehditkar tutumlar sergiliyen Saddamın dış işleri bakanı Ankarada'dır. Yine Turgut Özal'ın karşısındadır. Duyduğu cümleler belkide hiç beklemediği türdendir. Irak'ın bu tehditkar tutumunu devam ettirmesi durumunda Amerika'ya gerek kalmadan tek başımıza gireriz Saddamı'da Bağdat'ta asarız. Aldığı cevap buydu.
Bazen dövmekten ziyade korkutmak yeğdir. Psikolojide bile bu böyledir. Ne kadar mülayim bir insan olursanız olun istediğiniz zaman kötü olabileceğinizi insanların bilmesi sizi istemediğiniz türden davranışlarla yüzyüze gelmekten büyük ölçüde korur. Kaldıki dünyada söz sahibi olmanın ilk unsurları güçlü bir ekonomiye ve güçlü bir orduya sahip olmaktır. Diplomasi poker gibidir. Blöf yaparak bile potu kazanabilirsiniz.
Komşumuz İran bölge liderliğine oynamaktadır. Unutmamak gerekirki onlarında en az bizimki kadar eski ve önemli bir tarihi vardır. Persler. Hani şu 300 deki tipler. Yaşadıkları devrim yeni olduğu için oldukça ateşli biçimde bu devrimi savunmaktadırlar. Onlara göre İslam'ı en iyi yaşayan devlet onlardır. Eğitilmiş tabakası yadsınamaz ölçüde çoktur. Hayallerinde geçmişteki gibi güçlü ve etkin bir devlet olmak vardır.
Acem diplomasiside dünyaca ünlüdür. İran Amerika-İngiltere ile olan gerginliğini zaman zaman yükseltecek fakat kolayına biriken stresin kırılıp ortaya enerji olarak çıkmasına izin vermeyecektir. 15 İngiliz denizcinin tutsak alınması hadisesinde olduğu gibi. Bunu nasıl bir şova dönüştürdüklerini gördük. Bu gerilim psikolojisini çevre arap yarımadası ve orta asya üzerinde bir etkinlik malzemesi olarak kullanmaya devam edecektir.
Peki Türkiye ne yapıyor. Kırmızı çizgilerimiz var dedik buharlaştı. İstemediğimiz herşey gün ve gün gelişmekte. PKK yeniden faliyete geçti. Gözümüzün önünde olan olaylara seyirci kalmaktan öteye gidemiyoruz. Daha kötüsü Türk dış politikası prestij kaybına uğramakta. Barışcıl girişimler ve medeniyet ittifakı projeleri gerçekten güzel atılımlar. Kan ve kum karışımı Ortadoğu'ya karışmamakta mantıklı gözüküyor. Ancak bunlar tek başına başarıyı getirmiyor.
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın hapsedildiği İmralı'dan örgütüne avukatları aracılığı hemde beyan ederek mesajlar vermesi, bir aşiret liderinin Türkiye'ye patavatsızca tehditler savurması, bize empoze edilenlere sessiz sedasız boyun eğmemiz, biz varken olamaz dediğimiz herşeyin yavaş yavaş olması bunlar benim kanıma dokunuyor.
Tekrar Viyana kapılarına dayanalım, ya sev ya terket , Yunan'a girsek 1 saat sonra Atina'dayız gibi söylevlere mabadımla gülüyorum ben. Savaşa karşıyım. Türkiye'nin sonu olmayan maceralara gitmesini istemiyorum. İnsanların böylesi basit düşünmesinede kızıyorum ayrıca.
Sadece ve sadece basiretsizliğe katlanamıyorum. Bir silkelenin kendinize gelin bizi yönetenler. Bir höyt deyin şöyle. Göreceksiniz ki ince diplomasi dediğiniz laf safsatasından daha parlak sonuçlar alacaksınız.

1 yorum:
Türklüğünle övünme, içindeki bu ateşi yarı yarıya söndürürsün...
Yorum Gönder