15 Nisan, 2007

Miting Üzerine


Bazen bu ülkede yaşamak beni yoruyor. Farkındalık beni üzüyor.Televizyonlarda gazetelerde 14 Nisan Mitingi ile halen yazılar yazılmakta ve hatta daha evvelde bahsettiğim fotoğraf sitesinde birçok miting kareleri yayınlanmakta. Fotoğraf altında uzayıp giden yorumlar yazılar. Eh bi yeterin artık.

Bu olayı abartıp büyütenlere aferim çocuğum aferim evladım aferim anam gibi Kemal Sumal vari yaklışımında bulunmak istiyorum. Kırk yılın başında kalabalık bir güruh bir şeylere tepki gösterdi. Mesajlar verildi , bayraklar sallandı. Eee ne oldu şimdi. Vatan millet sakarya edebiyatı ile işin içine Atatürk'ü katınca Cumhuriyete ve vatana sahipmi çıktık. 2 bayrak sallayıp slogan attın diye demokrasi kahramanımı oldun. Bu kadar ucuzdu ve basitti değilmi herşey. Hadi canım hadi ciğerim hadi.

Türkiye laiktir laik kalacak. En küçük bir toplumsal olay karşısında atılan bu slogan artık dile o kadar pelesenk ve klişe olduki anlamını yitirdi. Toplan, avazın çıktığı kadar slogan at ama iki yüzlülüğünden vazgeçme. Sevgiline devamlı seni çok seviyorum deyip aldatmak gibi.

Toplum olarak hastalığımız 2 yüzlülük. Önemli olan cebindeki para , yaşadığı hayatın ferah seviyesi , geleceğe duyacağı güven insanoğlunun. Ekmek mücadelesi kısaca. Bu konuda kim daha fazlasını vaad ederse onunla ittifak kurar geçicide olsa. Bu solcuymuş , koministmiş , islamcıymış , faşistmiş fark etmez. 2 anahtar ve herkese yeşil kart vaad edene inanır, mazot 1 ytl ye i-ne-cek diyene de. Hamilelikte 3 aya inecekmiş. Yeni Cem Uzan vaadi. İnanmayan şaşı olsun.

Ben televizyonlardan izlediğim miting manzarasını size söleyeyim. Hani şu 1 milyon meselesi var önce. Yahu madem miting yapacaksınız kopya çekmeyin. Hele hele hep kötülediğiniz Amerikadan çekmeyin bu kopyayı. Klasik Amerika'da Beyaz Saraya yapılan " one million ..... march" benzeri sloganları ile yola çıkmayın. Nokta noktaları yürüyenlerin kim oldukları dolduruyor. Bırakın bir milyonu 100-200 bin kişi anca vardı . Hay yarabbim.

Orda siyasi parti genel başkanların çoğunu gördüm. Bir mitingde eğer bir partinin genel başkanı varsa muhakkaki birçok il ve ilçe teşkilatlarıda ordadır. Siyasette işler böyle işler. Bakın sayın başkanım tüm teşkilat tüm kadro burdayız diye genel başkanın kıçını yalayan diğer elemanlar daha yüksek mevkilerde kendilerine yer kapmaya çalışır. Topluluğun çoğunluğu bunlardan teşkildi.

Bazı sivil toplum örgütleride vardı. Atatürkçü Düşünce Derneği vs. Zaten dikkati çeken başka bir noktada gençlerden ziyade ortayaş ve üzeri bir kalabalğın üstünlüğüydü.Yukarıda söylediklerimi ispatlar nitelikte bir manzara. Atatürk'ün mozolesinin önünden geçerken mozoleyi öpenler, şikayetim var atam diyenler. Oldu olacak çaput bağlasaydınız bari. Birde ahı gitmiş vahı kalmış boyanmaktan kafasında saçları şekil tutmaz hale gelmiş kokoş teyzelerin tiz sesleriyle slogan atma sahneleri beni çok güldürüyor. Offff Offff.

Halkın gündemi ile medaynın gündemi farlı yine işte. Sokakta kimse harıl harıl Cumhurbaşkanı kim olsun ya da rejimimiz tehlikede mi yahu diye birbiri ile tartışmıyor. Adam yayılmış bulduğu ilk yeşilliğin üzerine ailesini de almış tüpte çay mangalda ızgara piknik yapıyor pazar günü. Miting mi ? Kimin umrunda yahu. Kanat istermisin kanat, yoksa köfte de var.

Bu meclis halkın siyasi tercihlerini tam yansıtmıyormuş o sebeple şöleymiş böleymiş.Kısaca açıklayayım da herşeye kanmayın ;

Seçim sistemlerini belirlerken 2 kriter vardır. 1- Siyasi temsil 2 - İstikrar. Bu sebeple ya nisbi temsil yada çoğunluk sistemini benimsersiniz. ABD ve Amerika'da çoğunluk sistemi vardır. Bir bölgeden 10 temsilci seçilecekse hangi parti diğerinden 1 oy bile fazla alsa 10'u birden fazla oy alan partiden meclise girer. Bu sebeple 2 parti vardır en çok. Demokrat - Cumhuriyetçi gibi. Amaç istikrardır.

Yada her parti aldığı oy nispetinde meclise vekil sokar. 10 temsilciden 5 i bir 2 si diğer 3 ü farklı partilerden meclise girer. Bu durumda seçim adaleti olur ama bölünmüşlük yüzünden istikrar sağlanamaz. İstikrarı sağlamak için baraj getirilir. Genel seçmen sayısının %10'u oranında oy alamayan parti meclise temsilci sokamaz. Bu durumda meclise giremeyen partinin temsilcilikleri diğerleri tarafından oyları nispetinde paylaşılır. Bizdeki durumda budur.

5 yıldır bizi bu seçim sistemi ile göreve gelmiş meclis yönetiyor. Onları biz seçtik. 5 yıldır yaptıkları meşruiyetini halkın seçiminden alıyorda , Cumhurbaşkanı seçimimi almıyor. Bu mantıkla 5 sene içerisinde çıkan hiçbir kanunun hükmü olmaması gerekiyor. Kandırılmışız haberimiz yok. Senelerdir bu seçim sistemini kullandığımıza göre hatta senelerdir kandırılmışız. Meğer hiç bir kanun geçerliliğini halkın seçiminden almıyormuş.

Demokrasi işte böyle birşey. Cumhuriyetine , vatanına , milletine sahip çıkacaksan sandık başına gidersin akıllı tercih yaparsın. Kim sana daha çok şey vaad ediyorsa ona oy vermezsin. Sivil toplum örgütleri kurup yönetime baskı yaparsın seçim sistemi ve anayasa değişsin diye. Yumurta kapıya dayanınca ama bizde herşey. Anıtkabire yürü , slogan at , şikayetim var atam de. Vallahi kalkar mezarından sana bir tokat aşk ederdi tekrar hayata dönebilse.

Sıkıldım artık. Of yazdıkça sinirleniyorum.Cumhuriyeti , demokrasiyi , Atatürk'ü ucuzlatmayın artık. Aaayyyyhhhhhhhhh.....

2 yorum:

cLuMsY dedi ki...

Vallahi kardeşim parmaklarına kafana sağlık, şu an içinde bulunduğum seninle aynı sebepten olan sinirlilik sebebiyle cok şeyler yazmak ya da soylemek isteyip, ama bir yandan da içinde bulunduğum buhran sebebiyle bi türlü elimi kolumu kaldıramadığım için yazamadığım şeylerin çoğunu yazmışsın dökmüşsün. Özellikle de en çok değinmek istediğim, bu ülkenin insanının her türlüsünün içinde bulunduğu iğrenç riyakarlık ve samimiyetsizliğe değinmişsin. Hakikaten de biraz moral buldum her ne kadar bu yazı büyüüük kitlelere seslenmiyor olsa da. Ellerin ayakların kafan ve bütün organların dert görmesin. Sağol varol.

İsimsiz dedi ki...

angelus aynen katılyorum söylediklerine.Dediin gibi kimsenin derdi rejim filan değil ekmek ,kim verirse kral o ..Baars