26 Mayıs, 2007

Endirekt Davete Sevinme Halleri


Raupe ile insanın kafasını eski çamaşır makinesi gibi lang sağa lang sola savurtan birde üstüne merdanede sıkıp su bırakmayan günlük sohbetimiz tam bir sit-com kıvamında geçti. Ayyyhhhh nidaları eşliğinde , O'nun bir rock partiye gitmek üzere kırk çeşmeden kırk tas su ile yıkanıp hazırlıktan çok ritüel haline gelen alaca karanlık devresine girişle noktalandı.

Bense Raupe 'un Almanca'ya Türkçe'den kazandırdığı aslında olmayan kelime halinde ve zombie kıvamında , "aaa yemek buldum yiyeyim bari" şeklinde mutfakta tıkındıktan sonra , düşen kan şekeriminde bana "uyuuuuu uyuuuu" telkiniyle olmadık bir saatte zıbarıp olmadık bir saatte cep telefonumun çalmasıyla uyandım.

Telefon ekranı , biricik buddy im Spider 'ın numarasını gösteriyordu ve eşsiz telefon melodim Blondie'den "Maria" parçasının uyduruk midi versyonu , adeta şef Alexi Alexsov (uydurdum) yönetiminde İstanbul Senfoni Orkestrası gibi çalıyordu.

Acaba AKM demiyim diyerek yerimden fırladım ancak , 4 saat aralıksız spider-soliter oynayan babamın bilgisayar ekranında yeşil zemine bakmaktan kedi gibi fosoforlaşmış ve karanlıkta parlayan gözlerini görünce evde olduğumu anladım.

Telefonda S.O.S çağrısı gibi gidip gelen sesi çözmeye çalışan afyonu patlamamış ben , SCI Miami ajanları gibi duyabildiğim kelimelerden anlamlı cümleler üretiyordum. İlki kolaydı. Naber ? Sesle ekran bilgisi tutmuştu ve arayan buddy'im Spider'dı.

İkinci kelime daha doğrusu soru "uyuyor musun?" du ve ben her Türk insanının "yok beni rahatsız etmedin " iç rahatlatmasını karşı tarafa aktaran " öyle uzanmıştım içim geçmiş" şeklinde basmakalıp sözünü hiç düşünmeden şaaaakkkk diye söyledim. Halbuki basbaya rem uykumun bilmem kaçıncı safhasında, ruhum başka yerlerde olaşırken en az ölü bir eşşek kadar gerçek uyuyordum.

Sonraki yarı mors alfabesi , yarı enigma ve "1 tam 3 bölü 4" bir adam varmış yeni uyanan ve anlamakta zorluk çeken diyaloğu içerisinde , blog da daha evvel hakkında bir yazı yazdığım* ve anlık aşk-ı ilan ettiğim KAZA SÜSÜ* gurubunun güzel solisti tarafından çıktıkları mekana davet edildiğimi öğrendim.

"Kim ola bu benim hakkımda yazı yazan blogunda , tiz getirin makamıma , tanıştırın bana , yoksa kellesi vurula , atıla kurda kuşa sincapa olmadı tapire " merakının doğal bir sonucu olan indirekt daveti aldım. Bu arada tapir uyağa uymadı ama sevdiğim can bir hayvandır o bakımdan leşimden mahrum kalmasın dedim.

Lakin ben bu kafayla bırakın Taksim'e gitmeyi tuvalete bile gitmeye mecalim yokken , elbette bu nazik endirekt davete icap edemezdim. Savcının emri ve polis marifetiyle de götürülemeyeceğime ve ortada tebligat olmadığına göre çokta tırsmama gerek yoktu.

Bunca laf salatasından sonra ciddi bir teşekkür yazısı KAZA SÜSÜ solisti Gamze'ye gitsin :

Okudun mu , yoksa birileri sana söyledimi bilmesem de , hatta gitmesem de ve seni gelip görmesem de sen bizim Gamze'mizsin. Ordaaaa bir ...... Kahretsin yine ciddi olamadım. Baştan alalım

Harika müzikleri için başta baterist Yakup ve gitarist arkadaşlara, muhteşem sahne preformansın ve güzel sesin için sana , harika bir gece geçirttiğiniz için tüm guruba teşekkür ederim. Şarkı söylerken kendini o işe adadığını görüpte, şarkıyı yaşadığın ve yaşattığın için sana hayran kalmamak mümkün değil.

Bundan böyle de KAZA SÜSÜ gurubunu en az mehter takımı kadar kendi öz müzisyenlerimiz olarak benimseyeceğime , buradan yazılarımla destekleyeceğime , savaşta ve barışta kaldığım akşamlar gelmeye çalaşacağıma ( 2 iyi arkadaşımdır kendileri ) Google ve Bill Gates üzerine and içerim.

Şimdi Nescafem bitti ve sigara eşliğinde beynim normale dönmeye başladı biraz. Demekki yazıyı sonlandırmanın vakti gelmiş. Normal insan sıkıcıdır yahu:)

*Not Daha evvelki yazı için bak : "Phyco Killer Fa Fa Fa "

*Not Daha fazla bilgi için bak : " http://kazasusu.rockmekan.com/grup_hakkinda.htm "

Not Oğlu Not : Söz konusu bilgiyi bana değilde buddy 'im Spider'a ileten Hallowed ve Clumsy'e ayrıca teşekkür. Aramız nane molla olsada hoş bir davranış.

0 yorum: