Ayasofya ve Yunanlılar
Yukarıdaki bu dijital düzenleme fotoğrafı Raupe'a bir Yunan arkadaşı göndermiş. Arkadaş kelimesi belki yanlıştır çünkü Raupe o zat-ı idiot a sinir oluyor. ( Bende kendi kendime verdiğim Ekümenik sıfatına dayanarak gıyabında o Yunanlıyı afaroz ediyorum ve İzmir'den sonra sanal ortamda da kıçına tekmeyi basıp egenin serin sularına döküyorum)
Gördüğünüz üzere Ayasofya'nın minareleri programla yok edilmiş , kubbesine de haç yerleştirilmiş. Minareyi çalan kılıfını hazırladığına göre Ayasofya'nın minarelerinin o Yunanlı arkadaşın mabadına girdiğini ve orada en derin yerde sakladığını düşünüyorum. Atalarından kendisine yadigar kalmış o kadar çok kompleksi naif bünyesinde barındırdığı için kızamıyorum bir yandan.
Efendim kompleksli olmaları çok normal. Bakın tarihte neler olmuş. ( Masal gibi anlatacağım, kastırmayın beni isimlerle tarihlerle. Kendiniz araştırın merak edip )
Mora yarımadası isyanına ( Osmanlı büyük bir başarı ile bastırmış ancak masada kaybetmiştir.) destek veren dönemin Patriği yaptıkları için padişah tarafından patrikhanenin kapısına asılarak ödüllendirilmiştir. Bonus puan olarak patrikhanenin bulunduğu sokağın ismi de değiştirilmiştir.
İşte o günden beri Patrikhanenin o ana giriş kapısı kapalı tutulmakta ve girişler yandaki küçük kapıdan yapılmaktadır. Bu kapı orada bir Türk , İslam büyüğünün asılmasına ve intikam alınana kadar mühürlü tutulacaktır. ( Şahsen ben Demirel i kendi ellerimle verip , hesabı kapatalım patrik kardeş derim ama) Hatta bu inat sonraki dönemlerde Türk-Yunan dostluğu için kaldırılmak istense de , patrikhane kabul etmemiştir.
İstanbul kurtuluş savaşı esnasında işgal altındayken , Patrik ve yandaşları Ayasofya'ya yürümüş ve haç takıp Bizans Bayrağı asmak istemişlerse de , bu haber duyulunca Padişah Vahdettin'in muhafızları oraya intikal ederek hadiseye engel olmuşlardır. Hevesleri kursaklarında kalmıştır.
Kurtuluş savaşlarında olanlardan hiç bahsetmeye bile gerek yok. İngilizlerin kışkırtmasıyla harekete geçmişler ancak 9 Eylül günü bu hevesleride kursaklarında kalarak geldikleri gibi gitmişlerdir.
Meğerki fırsatını bulsalar, Sırpların Mostar köprüsünü yıktıkları gibi , Suudilerin Kabe karşısındaki eski Osmanlı kalesi harabelerini yerle bir ederek yerine 5 yıldızlı otel dikmesi gibi , yukarıdaki fotoğrafın aynısını Yunanlılarda yapar.
Bu yazıları okuyunca benim kafatasçı , Yunan düşmanı olduğumu düşünebilirsiniz. Hayır efendim değilim. "Biz dostuz tüm bunlardan politikacılar sorumlu, yoksa halklar kardeş" klişesini papağan gibi tekrarlayacak kadar salakta değilim.
Gelin madalyonun birde diğer yönüne bakalım :
Ayasofya başlı başına bir şaheserdir. İlk olarak Doğu Roma İmparatorluğu zamanında klise olarak inşa edilmiş ve İstanbul'un fethi ile Osmanlılar tarafından camiye , Cumhuriyet döneminde ise Atatürk'ün emriyle müzeye dönüştürülmüştür. İçerisinde ibadet edilmemektedir.
Ayasofya inşa edildiği zaman , Hz. Süleyman'ın üç harfli yaratıklara inşa ettirdiği meşhur sarayını bile ihtişamıyla geride bıraktığına inanılmıştır. Gerçekten Ayasofya Osmanlı mimarisini de çok etkilemiştir. Mimar Sinan Ayasofya'nın kubbesinden daha geniş çaplı kubbeli camiler inşa etmek için çabalamıştır.
Sadece mimari değil Bizans kültürü de Osmanlı İmparatorluğu'nu çok etkilemiştir. İnternetten bulabilirseniz bir Bizans İlahisi çekin ve dinleyin. Bizimkilerle benzerliğini görünce şaşıracaksınız. Doğu Roma İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu sınırlarını üst üste koyduğunuz zaman haritaların bu kadar tıpa tıp olmasına da şaşıracaksınız.
Başka bir deyişle yok olan Doğu Roma İmparatorlu'ğunun ete kemiğe bürünmüş hali Osmanlı'dır. Şu mütevaziliğe bakın ki var olanları barbarca yok etmek yerine onları ilk önce taklid ederek sonra daha iyilerini yapmaya çalışmıştır Osmanlı. İlk dönemlerde ki başarının beslendiği ana noktalardan biri budur.
Varsın Yunanlılar böle hayaller kursunlar. Biz onlara sadece güleriz atalarımızdan yadigar mütevaziliğimizle.
Bu arada benden bir tüyo. Ayasofya'yı ziyaret ederseniz , Hz. Hızır'ın mihrabı kabeye denk getirmek için , parmağını bir sütuna sokarak koca binayı döndürdüğüne inanılır halk arasında. Sütunda ki bu deliğe sizde parmağınızı sokup bir dilek dileyin. Belki tutar :)

0 yorum:
Yorum Gönder