26 Haziran, 2007

Günlük Gibi Günlük


Bir haftadır yokum ortalıklarda. Haliyle blogda ne bir yazı ne de bir değişiklik var. Yorumlarda kesildi zaten. Dilimde tüy bitesiye anlattım sanırım meramımı hatta ironi ile karışık serzenişte bulundum ama …. Olmayınca olmuyor işte. Zorlamanın bir manası yok.

Eh madem burası bir blog yani Türkçe meali bir internet günlüğü , o zaman buranın sahibinin yani benim yaşadıklarımı bir günlük havasında anlatayım da bari anlamıyla birebir örtüşsün. O zaman belki fikirlerimi boşluğa söylüyorum duygusundan uzaklaşırım biraz.

Pazar gününden Perşembe gününe kadar memleketimdeydim. Yani Yalova’da. Hatta Yalova’nın bir köyünde. Buddy im “Spider” iş yerinden iznini almış, altımızda araba, bagajda fotoğraf makineleri ve tripodlar düştük yollara. İlk varış noktası bizim ev tabii. Buradan gideceğiz başka yerlere.

Pazartesi sabahı şeytan dürtmüş gibi zaten yatağa alışamamanın verdiği sıkıntıyla uykusuz geçen bir gecenin ardından saat 05:30 da kalktım. Gün doğumunu çekebilmekti amacım. Battığı gibi net gözükmüyor maalesef bizim evden. Sadece gökyüzündeki renk oyunları kadraja girdi.

Günün devamında Yalova’ya indik. Bana rehberlik edeceğini umduğum yakın akrabam A.A. ısrarlı telefonlarıma ve mesajıma cevap vermeyince , kaşiflik görevi bana düştü. İlk hedef Termal’di. Adı üzerinde sıcak su kaplıcalarının olduğu bir yer. Hatta Atatürk köşkü de müze olarak hizmet vermekte.

6 km uzakta ama dağ yolları ve daracık tek arabalık stabilize yollardan geçerek bir şelaleye gittik.25-26 metreden dökülen şelale harika fotoğraflar verdi bize. Alabalık çiftliğinde enfes bir öğünle karnımızı doyurduk. 500 mt yüksekliğinde ki dipsiz göl ve yayla 2 nci hedefti ama zamanımız kalmadığından geri döndük eve.

Salı günü mönüde Karamürsel vardı. Dayımın hanımına önceden rica ettiğim Boşnak böreği hayaliyle vardık kısacık sürede. Kuzenle sahilde kısa bir tur ve börekleri mideye indirdikten sonra başladık tepelere tırmanmaya. Çok hakim bir noktadan İzmit Körfezini seyrettik. Başka bir tepede güneşin batışını 3 saat bekleyip fotoğrafladıktan sonra yine kürkçü dükkanı misali evdeydik.

Çarşamba için planlar büyüktü. Eski İznik yolu üzerinden Bursa. Yine daracık köy yolları ve tırmanılan tepeler. Maalesef hava bizden yana değildi fotoğraf için. Oldukça puslu ve difuz bir havada ne doğru dürüst İznik gölü nede İzmit Körfezi çekebildik tepeden.

Yılmadık önce İznik ardından Bursa’ya gittik. En güzeli eski bir asker arkadaşımızı ziyaret etmekti. Özlemişim köftehoru. Hava çok sıcaktı ve Bursa yanıyordu. Ulu Cami ve diğer gittiğimiz hiçbir yer çok zevkli değildi. Sevemedim Bursa’yı. Gece geç saatlere kaldı dönüşümüz.

Aslında Cuma’ya kadar planladığımız gezi Perşembe günü sabahı sona erdi. “Spider’ın” dedesi rahatsızdı ve acilen İstanbul’a döndük. Zaten o gecede Allah’ın rahmetine kavuştu dedemiz. Cuma günü toprağa verdik derin bir üzüntü içerisinde. Mekanı cennet olsun.

Ölen öldüğüyle kalıyordu işte. Cumartesi bir telaşla başladı yine. Sabahın köründe evden çıkıp Sirkeciye gittik Spider’la. Elimde gezi boyunca çektiğim 4 dia pozitif film. Bir an evvel tab ettirip içlerinden 2 tanesini seçip büyük boyutta bastırıp İFSAK’a teslim etmekti tüm gayretimiz. Gün ortasında işimiz anca bitmişti.

Sertifika töreni yapılacaktı gittiğimiz fotoğraf derneğinde. Birde kursiyerlerin 2 fotoğrafı sergilenecekti. Lakin onca gayretin karşılığı , “duvarda yeterince yerimiz ve çerçevemiz yok , o sebeple fotoğraflarınızı bugün asamayacağız “ cevabı oldu. Hatta asılıp asılmayacağı bile belli değildi.

Moralim bozulmuş ve sinirlenmiştim bir kere. Tören mören beklemeden aldık sertifikaları çıktık oradan. Evli evine , köylü köyüne misali , ayrıldık Spider ‘la. Kız arkadaş adayım da ekmişti beni ve hava yine felaket sıcaktı. Otobüste bayılmadan eve dönmüştüm bin şükür.

O günden beri çıkmıyorum dışarı. Hem param yok ,hem de keyfim. Üstüne üstlük bir de şu bunaltıcı Afrika sıcakları. Bol bol sıvı tüketip , kukumav kuşu gibi düşünüyorum.Bu böyle gitmez …..

Tatsız tuzsuz yazılar serilerinin başlangıcı bu. Bari yapmışken ara dere bir şey olmasın. Madem çok iyi olamıyor çok kötü olsun. Aynı üzeri karalanmış yazılarla dolu bir çocuk günlüğü gibi. Günlük gibi günlük olsun diye.

0 yorum: