Kahretsin!
28 yaşındayım ve bundan nefret ediyorum. Söyleyince bile kulağa korkunç geliyor. 28! Yirmilerin sonu. Yaşıtım pek çok kişinin kurduğu birer ailesi var, çoluğu çocuğu, işi gücü, dolayısıyla birer düzeni var. Bense yıllarca bu akademik kariyerdi, yok yurtdışıydı bilmemneydi derken şu kahpe zamanın nasıl geçtiğini anlamamışım.
Okuyanlar "anca mı dank etti, jeton beşgen galiba" diyebilirler. Evet, anca dank etti ve bunun Karadenizli olmamla bir ilgisi yok. İnsan bunu gerçekten bir anda "daaannnkkk!" diye algılıyor. Düşünmek istemiyorsun ancak biraz kendine karşı dürüst olup kendine şöyle bir gerçek anlamda baktığında "ah, yaşlanıyorum!" diye panik yapıyorsun. Panik ataklamaya da meyilli bir insanım zaten.İnsan kendini hergün aynada gördüğü için farketmiyor elbet.
Ancak başkalarından duyduğun zaman her ne kadar sinir olsan da kabul etmen gerekiyor. "Aa, sen değişmişsin" (teşekkürler, nezaketin için, sen de hiç değişmemişsin, ağzından bal damlıyor gerizekalı) ya da "sen kilo mu aldın?" (hayır, kilo almak da birşey değil de insan eskisi gibi bir anda hop diye veremiyor bu kiloları, hem ben ne kadar stres altındayım, biliyor musun denyo! Sen önce kendi g..tüne bak, değirmen taşı gibi!) ve benzeri laflar elbette özellikle bir bayan olarak insanı çıldırtmakla birlikte bir yandan da bazı konularda artık birşeyler yapmaya motive ediyor.
Kaldı ki benim gibi iğrenç hırslı bir insan için çok da zor değil bu. Ne mi yapıyorum? Yediklerime dikkat ediyorum (şimdiden kilo verdiğimi söyleyenler var, ben de farkediyorum zaten) bir de saç ve cilt bakımı yapıyorum (bu konularda da son zamanlarda oldukça iltifat aldım). Yine de insan eskiyi düşünmeden edemiyor...
Okuyanlar "anca mı dank etti, jeton beşgen galiba" diyebilirler. Evet, anca dank etti ve bunun Karadenizli olmamla bir ilgisi yok. İnsan bunu gerçekten bir anda "daaannnkkk!" diye algılıyor. Düşünmek istemiyorsun ancak biraz kendine karşı dürüst olup kendine şöyle bir gerçek anlamda baktığında "ah, yaşlanıyorum!" diye panik yapıyorsun. Panik ataklamaya da meyilli bir insanım zaten.İnsan kendini hergün aynada gördüğü için farketmiyor elbet.
Ancak başkalarından duyduğun zaman her ne kadar sinir olsan da kabul etmen gerekiyor. "Aa, sen değişmişsin" (teşekkürler, nezaketin için, sen de hiç değişmemişsin, ağzından bal damlıyor gerizekalı) ya da "sen kilo mu aldın?" (hayır, kilo almak da birşey değil de insan eskisi gibi bir anda hop diye veremiyor bu kiloları, hem ben ne kadar stres altındayım, biliyor musun denyo! Sen önce kendi g..tüne bak, değirmen taşı gibi!) ve benzeri laflar elbette özellikle bir bayan olarak insanı çıldırtmakla birlikte bir yandan da bazı konularda artık birşeyler yapmaya motive ediyor.
Kaldı ki benim gibi iğrenç hırslı bir insan için çok da zor değil bu. Ne mi yapıyorum? Yediklerime dikkat ediyorum (şimdiden kilo verdiğimi söyleyenler var, ben de farkediyorum zaten) bir de saç ve cilt bakımı yapıyorum (bu konularda da son zamanlarda oldukça iltifat aldım). Yine de insan eskiyi düşünmeden edemiyor...
Eskiden, yani özellikle gelişme çağlarındayken pek çok erkek peşinizden koşar, hatta bazıları yanınızda annenizin bile bulunduğunu bildiği halde umursamadan yolda giderken (hem de otobüste gidiyorsunuz!) kendi arabasıyla zaaankk! diye bir acı fren yapıp koca otobüsü durdurur, yolcuların şaşkın bakışları altında yanınıza gelip telefon numarasını elinize tutuşturur (evet, başıma geldi, yavru vatan Kıbrıs'ta).
Bir yandan arkadaşlarınız arasında çok popülersinizdir, sırf size yakın olmak için zavallı arkadaşlarınızı kullananlar bile olur, sevgili olurlar onlarla, bir yandan her buluşmada sizi keserler. Siz de kız arkadaşınıza söyleyemezsiniz ki, yanlış anlaşılır, sonra kızla kavga edersiniz, ne kıskançlığınız kalır, ne de sevgilisine göz dikmişliğiniz (bu da başıma geldi). Neyse bunlar ayrıldıktan sonra erkek arkadaşının gelip ilan-ı aşk etmesi haklı olduğunuzu iyice kanıtlar ama iş işten geçmiştir.
Bir yandan arkadaşlarınız arasında çok popülersinizdir, sırf size yakın olmak için zavallı arkadaşlarınızı kullananlar bile olur, sevgili olurlar onlarla, bir yandan her buluşmada sizi keserler. Siz de kız arkadaşınıza söyleyemezsiniz ki, yanlış anlaşılır, sonra kızla kavga edersiniz, ne kıskançlığınız kalır, ne de sevgilisine göz dikmişliğiniz (bu da başıma geldi). Neyse bunlar ayrıldıktan sonra erkek arkadaşının gelip ilan-ı aşk etmesi haklı olduğunuzu iyice kanıtlar ama iş işten geçmiştir.
Hem genç hem de güzel olmanın pekçok dezavantajı vardır aslında. Kendinize güveniniz biraz fazla olduğundan ukala, şımarık bişey olursunuz, size uyuz olanlar çoktur. Kıskanan kızlar çoktur, hiç acımadan en terbiyeli tabirle "hafif kız" damgasını yapıştırıverirler. Sonra sevgiliniz de deli gibi kıskanır, bir nefes aldırmaz. Genç olmanın verdiği enerjiyle herşeyi yapmak istersiniz ve yaparsınız da, ama hep başkalarının yaptıkları değil, sizin yaptıklarınız göze batar.
Neyse, tüm bu gençlik anılarını iç çekerek hafızanızdan geçirip üstüne bir de "heey gidi günler, hey" diyorsanız artık yaşlanıyorsunuz demektir. İnsanlar size artık "siz" diye hitap ediyorlarsa, yok cilt bakımlarıyla, saç bakımlarıyla filan uğraşıyorsanız, yaşgününüzü kutlamak artık içinizden gelmiyorsa, eğlenceyi filan artık eskisi gibi kaldıramıyorsanız yavaş yavaş bir baston edinmenin zamanı gelmiş demektir.
İşte böyle, gençler. Sonradan değerini bilmeden geçirdiğiniz yılları düşünüp iç geçireceğinize anınızı yaşayın, her istediğinizi yapın. Sloganınız "Seize The Day" olsun!
İşte böyle, gençler. Sonradan değerini bilmeden geçirdiğiniz yılları düşünüp iç geçireceğinize anınızı yaşayın, her istediğinizi yapın. Sloganınız "Seize The Day" olsun!

2 yorum:
Selam,
Bana eski günleri hatırlattın. Beğenilmeler, peşinden koşulmalar. İçini rahatlacaksa, ben 34 oldum. Bu daha fena 28'den. Ve o 28'imdeki günleri de özlüyorum. 6 kilo daha zayıftım ve cildim çok daha güzeldi. Ama sorun değil, insan akıllanıyor geçen zamanla.
Sevgiler,
:) arzu'cum, o benimki anlik bi panikle yazilmis bi yaziydi, ara sira girdigim bir mod. simdi de kendimi süper hissediyorum, iyi mi?
Yorum Gönder