tag:blogger.com,1999:blog-35964183.post-50507388665531171402008-04-26T10:38:00.002+03:002008-04-26T10:46:38.232+03:00BİR FİLM BİN SORU<a href="http://bp2.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/SBLdX9cfepI/AAAAAAAAAbg/ouZVt-UbEZU/s1600-h/gattaca.jpg"><img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5193456724012399250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/SBLdX9cfepI/AAAAAAAAAbg/ouZVt-UbEZU/s400/gattaca.jpg" border="0" /></a><br /><div>Dün gece uykulu gözlerle bir yandan bilgisayarda online oyunumu oynayıp bi yandan TV de zap yaparken , Cnbc-e de başlamakta olan filme takıldım kaldım. </div><div><br />İmdb'ye girip kısa bir araştırma yaptıktan sonra filmin konusunu ilginç buldum .PC yi kapatıp , yatağıma uzandım ve "Gattaca" yı izlemeye başladım. Bu kadar beğeneceğimi inanın bende düşünmemiştim. Hatta senelerce bu filmin varlığından bihaber olduğum için kendi kendime hayıflandım.</div><br /><div>Film gelecekte geçiyor. İnsanların daha doğmadan tüm sağlıksız genlerinin ayıklanıp , en iyilerinden seçme genlerle dünyaya getirildikleri bir zamanda. </div><br /><div>Kahramanımız "Vincent" ise türünün son örneklerinden. Böylesi bir prosedüre tabi tutulmadan dünyaya geliyor. Doğar doğmaz kendisine biçilen ömür süresi 30 sene , ciddi kalp rahatsızlığı sahibi olma olasılığı %99. İleri derecede miyobu var. Doğuştan tam bir kaybeden</div><br /><div>Tüm bunların ötesinde gelecekte bir de tutkusu oluyor. Uzaya çıkmak ve Saturn'e gitmek ....</div><br /><div>Genetik olarak doğmadan kusurlarından ayrıştırılmış kardeşinin gölgesinde hep 2 nci planda büyüyor. Kardeşlerin ailelerinden gizlice oynadıkları kıyıdan kim daha uzağa yüzecek cesaret oyununda hep yeniliyor. Kardeşini yarışta geçip boğulmak üzereyken kıyıya taşıdığı günün sonunda hayallerini gerçekleştirmek için evi terkediyor.</div><br /><div>İkinci sınıf muamelesi gören ve çakma genetik olarak adlandırılan , sıradan bir insan olarak temizlikçi olmaktan öte bir kariyere sahip olamıyor malesef. Uzay uçuşlarını gerçekleştiren " Gattaca" firmasında temizlik görevlisi olarak çalışırken , bir kusursuzun başına gelen felaket onun hayallerine açılan kapı oluveriyor aniden. </div><br /><div>Yaptığı illegal anlaşma ile "Vincent" kendini kaybettirip uzun ve çileli bir hazırlıktan sonra anlaşma yaptığı belden aşağısı felçli , eski bir yüzme şampiyonu , genetik olarak kusursuz kişinin kimliğiyle , yani "Jerome" olarak Gattaca'da çalışan en başarılı uçuş ekibi adaylarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Her seferinde genetik ve yeterlilik kontrollerinden türlü numaralarla geçmeyi başarıyor</div><br /><div>Herşey planlandığı üzere yürürken ve hayaline ulaşmak için yalnızca 1 hafta kala "Gattaca" şirketinde işlenen şüpheli bir cinayet herşeyi karıştırıyor. Eski Vincent yeni Jerome amacına ulaşacak mı ? Merak ediyorsanız 97 yapımı başrollerini "Ethan Hawke" , " Uma Thurman" ve "Gore Vidal" in paylaştığı bu filmi mutlaka seyredin.</div><br /><div>Filmden bu kadar zevk almamın sebebi aslında sorguladıklarının evrensel ve neredeyse zamanın ötesinde olması. </div><br /><div>Sahip olduğu teknoloji sayesinde tanrıcılık oynamaya hevesli insanoğlunun , kader dediğimiz noktada nasıl çuvalladığı , mükemmelliyetçiliğin hayatı renklendirmek yerine bizi nasıl robotik canlılar haline getirdiği gibi... En önemlisi insanlar arasında pozitif veya negatif ayrımcılığın ırk , renk değil genler üzerinden ama birşekilde devam etmesi....</div><br /><div>Siz olsanız çocuğunuzun doğmadan sahip olduğunuz genetik ve kalıtımsal arızalardan temizlenmesini ister miydiniz ? Hiç bir zaman şişmanlamayacak , kel olmayacak , ölümcül hastalıklara yakalanmayacak , sağlıklı , güçlü bir çocuk sahibi olacaksınız !! </div><br /><div>Eh başbakanımızda en az 3 çocuk doğurun diye buyurduğuna göre , bence herkes en az bir tanesinin böyle olmasını ister. Peki kendi çocuklarınızdan hangisine yatırım yaparsınız ?</div><br /><div>Galiba en önemli soru , siz nasıl doğmayı tercih ederdiniz ? Bence kimse böyle bir avantajı gözardı edemez. Peki ya şahsi hasletler. Ruhunuz. Onu kim kusurlarından ayıklayacak ?</div><br /><div>Ben bilmkurgu filmlerini severim. Fantastik ve saçmadılar ama temellerini genelde bir gerçeklikten alırlar. Nükleer savaş sonrası darmadağın olmuş bir dünya , herkesin fişlendiği big brother tarzı bir yaşam, ölümcül bir virüsün bilerek dünya nüfusunu azaltmak için yayılması ama kontrolden çıkması gibi gibi gibi.</div><br /><div>Bugün kullandığımız cep telefonlarına bakınca , ilk olarak 1966 yılında çekilmiş "Star Trek" türkçe adıyla " Uzay Yolu" dizisinde kullandıkları iletişim araçları aklıma geliyor. Telsizi andıran şeffaf kapaklı minik ve ince aygıtlar. 1966 yılında sanırım cep telefonu denen bir cihaz yoktu.</div><div><br /></div><div>Işın kılıcı ne zaman icad edilir bilinmez ama tahminim Şaolin rahiplerinin "Jedi" olarak adlandırılmaya başlandığı tarih olabilir.</div><br /><div></div><div>İnsan denen mucizevi yaratığın daha kusursuz hale gelmeye çalışırken bir takım dengeleri bozması mümkün mü ? Bu sorgu din ve bilim ayrıca etik çatışmalar ve farklı düşüncelere kadar varabilir. Bense filmin tadı damağımda , daha uzatmadan yazıyı burda bitiriyorum ..... </div>Angelushttp://www.blogger.com/profile/07798204087445087174noreply@blogger.com