tag:blogger.com,1999:blog-35964183.post-78104477328500350772008-01-23T22:56:00.000+02:002008-01-23T23:04:57.241+02:005 AY SONRA<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp1.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/R5erJHzEDDI/AAAAAAAAAas/v0EVSR_IYBE/s1600-h/New__MG_2640.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp1.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/R5erJHzEDDI/AAAAAAAAAas/v0EVSR_IYBE/s400/New__MG_2640.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158780071376587826" border="0" /></a><br />Bu yazıda ne deneme var ne kelime oyunları. En kaba tanımıyla en içten gelenlerin dışa vurumu bu. Yüzük parmağından kalbe giden damar gibi. Kalbimden geçenleri parmaklarıma akıttığım bir yazı. Kanım gibi. Düşüncelerim yok , çıkarımlar yok. Ben varım sadece birde O var.<br /><br />"O" diye bahsettiğim , benim en sevdiğim. Varlığıma ayrı bir anlam katan yegane insan. Şimdiye kadar taklitleriyle yetindiğim ve beklediğim tüm duyguları bana yeniden yaşatan kişi. 5 ayın sonunda kendimi 5 sene farklılaşmış hissettmeme neden olan.O.<br /><br />Birisini bu kadar çok sevmek , birine bu kadar çok bağlanmak , birisini bu kadar çok önemsemek. Ben bütün bu kadar çoklardan , o kadar çok korkuyordumki. 24 Ağustos'a kadar taki. 24 Ağustos'ta yılların birikimi yerle yeksan mı olmuştu peki. Yok canım o kadarda değildi.<br /><br />Ama adımımı atmıştım işte. Uzun süre sonra ilk defa baştan sonunu görebildiğim bir ilişkiye başlamıyordum.15 gün sonrası için söz veremiyorduk birbirimize. Sevme ve bağlanma özürlüydük ikimizde. Savaştan dönen tekerlekli sandalyeye mahkum gaziler gibi. Hafif deli. Rüyalarında savaş verdikleri cepheleri kabus olarak gören. Küçük seslerde irkilen.<br /><br />Yeniden yürümeye başladım ben O'nunla. İkimizde doğrulmuştuk yerimizden. Birbirmizin elinden tutup yeniden yürümeyi öğreniyorduk. Koşmalıydık eskisi gibi. Düşmekten korkmadan. Saçma kahkalar atarak. Hiç bir şey düşünmeden. Çocukluğumuzun oyunları gibi. Hiç kaygısız gülmeliydik , çocukluk masumiyetiyle. Saatlerce. Yorulduğumuzda çöküp sırt sırta vermeliydik. Sonra yere yatıp gökyüzüne bakmalı , hayaller kurmalıydık. Birbirimizin elini hiç bırakmamalıydık.<br /><br />Birimiz diz çöktüğünde yere diğeri onu kaldırmalıydı. "Haydi" demeliydi. "Çok zaman kaybettik bugüne kadar". "Acısını çıkartalım tüm heba olan zamanların". "Anasını satalım bu dünyanın". "Gemileri yakmak gerekirse , gel onları beraber yakalım". "Kaybedecek aptal gururumuzdan başka ne varki". "Zaten ona hiç değmeyenlerin ayaklarına serip kilim etmedik mi ?"<br /><br />"O" benim en kıymetli hazinem. Yıllar sonra en derinlerde bulduğum inci tanem. Halen ulaşabilmiş değilim ama. Nefesimi tuttum ilerliyorum. Işıltısıyla gözlerim kamaşıyor, rüyaya dalmamak için kendimi zor tutuyorum. Tüm etrafındakilerden değerli ve farklı. "O" nu fark ettiğimde ise çok iyi hatırlıyorum , tarih 5 Mayıs'tı.<br /><br />İyiki var. İyiki O'nu seviyorum bu kadar.<br /><br />Nice 5 aylara , 5 senelere , 5 Asırlara ve sonsuzluğa...Angelushttp://www.blogger.com/profile/07798204087445087174noreply@blogger.com