tag:blogger.com,1999:blog-35964183.post-90489463593035258212007-08-16T23:05:00.000+03:002007-08-17T00:02:19.808+03:00İspanyol Meyhanesinde Ölelim Kimsenin Haberi Olmasın<a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://bp2.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/RsS7UB1QRqI/AAAAAAAAAU0/mhLSr-XDAn4/s1600-h/New__MG_2623.jpg"><img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://bp2.blogger.com/_OJc-rc3aSpk/RsS7UB1QRqI/AAAAAAAAAU0/mhLSr-XDAn4/s320/New__MG_2623.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099406630853822114" border="0" /></a><br />Şu fotoğrafa merak salıp , peşinden koşmaya başladıktan sonra hayallerimde değişti. Kurduğum hayallerdeki kareler daha bir farklılaştı. İş yerinden çıkıp mp3 player kulağımda durağa kadar yürürken ki bu kısa film karelerinden favori olanını anlatacağım şimdi.<br /><br />Sizi yazıyı okurken moda sokmak için , benim dinlediğim parçaları saymam gerekiyor ki ambians tam olsun ,içine girebilin yazının. Misal "Hayko Cepkin" in "Yarası Saklı" parçasını dinleyin. Alternatif olarak ta "Metallica" nın "Mama Said" şarkısını sayabilirim.<br /><br />Görüntüler bir barda başlıyor. Uzun deri montlu , uzun saçlı genç adam barın önünde oturuyor. Kafası öne eğik , içki bardağına bakıyor. Parmağıyla işaret ettiği bardaktaki alkol alev alıyor. İspirto alevi gibi mavi ve kısık. Avcunun içiyle bardağı kapatıp içindeki ateşi söndürüyor. Elini kaldırdığında ise içkinin içindeki buzu fark ediyoruz.<br /><br />Sonra kafasını kaldırıp etrafa bakmaya başlıyor. Hemen solunda bir çift var. Yeni tanışmışlar belli. Çocuk kur yapmakta kıza. Kızda ilgili bir biçimde onu dinlemekte. Sağ tarafında ise yanlız bir adam. Saatine bakıp duruyor. Belli birisini beklerken zaman geçirmek için orda. Sabırsızlığın soğuk ifadesi suratına yansımış.<br /><br />Tam arkasında ki masada bir gurup var. Kadınlı erkekli iş arkadaşları. 4 kişiler. Zaman zaman kahkahalar yükselmekte. Birini çekiştirdikleri çok belli. Halen duyulurmuyum gerginliğiyle fısıltıyla konuşuyorlar kimi zaman.<br /><br />Gözlerini kapatıyor genç adam. Birkaç saniye sonra açtığında ise gözünün rengi kaybolmuş sanki önüne perde inmiş gibi bembeyaz bakıyor. Şimdi onun gözlerinden bakıyoruz etrafa. Artık insanların gözlerinde ruhlarını görebiliyor. Perdeler kalkıyor<br /><br />Kur yapan adamın içindeki saflığı fark ediyor. Karşısındaki kadının gözleri ise kıpkırmızı ve alevler içinde. Ava giden avlanıyor aslında. Hararetli geçecek bu akşamdan sonra genç adam bir daha bu kadını göremeyecek ama farkında değil. Aşk umutlarını sabah uyandığı yatakta bırakıp gidecek.<br /><br />Bekleyen adamın gözleri ise bir buz çölü gibi soğuk. Herşeyden o kadar bıkmış ki. Az sonra gelecek olan karısı. Evlilik yıldönümlerini kutlamak için yemeğe gidecekler. Riya dolu romatizmin kusturucu abartısında hissiz bir yemek. Olması gerektiği için yapılan bir seremoniden fazla bir anlamı yok adam için.<br /><br />Arkasına döndüğünde dedikoducu gurubun hemen arkasında biri daha olduğunu fark ediyor. Bu iğrenç yüzlü yaratık onlar konuştukça sırıtmakta. Bir onun bir ötekinin omuzuna dokunup bir elini çenesinie götürüp çok dikkatli dinliyormuş gibi alay edercesine seyrediyor onları. Genç adamın onu gördüğünü fark ettiğinde ise birden irkiliyor. Meydan okuyan bakışlarla karşılık veriyor genç adama.<br /><br />Derken uzun deri montlu ve uzun saçlı genç adam yerinden doğruluyor. Gözlerini kapatıp tekrar açtığında , çakır mavi gözleri yeniden görünür hale geliyor. Bardan ayrılıyor ve dışarı çıktığında kapıda derin bir nefes alıyor. Sıcak rüzgarı suratında ve saçlarında hissediyor. Cadde de yürümeye başlıyor yavaşça.<br /><br />Az ilerde bir berduş yerde yatmakta. Boş şarap şişesinden kafayı bulup sızdığı belli. Yaz günü ısınmış taşlar ona yatak olmuş. Yanından geçen isimsiz insanlar. Yaşlısı genci , güzeli çirkini, kadını erkeği, yalnızı gurubu. Gözlerini kapatıyor genç adam ve açtığında tüm dünya farklılaşıyor. İki tarafta cadde boyunca uzanan tüm duvarlar saydamlaşıyor. Şimdi binaların içlerinide görebiliyor.<br /><br />Sevişenler , kavga edenler , televizyon seyredenler , mutfakta tıkananlar , uyuyanlar. Her zamanki insanlar dış dünyadaki hallerinden farklı bir biçimdeler. Elleri oralarında , vurdum duymaz bir halde bir çoğu.<br /><br />2 tinerci yaklaşmakta genç adama doğru. Az sonra sigarası olup olmadığını soracaklar. Sonrada para isteyecekler. Biri yanında bıçak taşıyor. Gerçek niyeti uçmak için gerekli parayı bulmak. Gözlerine kestirmişler geliyorlar. Sokak ışığı sönüş caddenin karanlık noktasına denk getirmeye çalışıyorlar karşılaşma noktasını.<br /><br />Genç adam yavaşlıyor , yavaşlıyor ve son bir adımdan sonra duruyor. Başı önüne eğik. Zamanda duruyor onunla birlikte. Herkes olduğu yerde durup kalıyor. Tam karşıdan gördüğümüz genç adamın arkasından kanatlar çıktığını görüyoruz. Kocaman beyaz kanatlar. Başını kaldırdığında ise gözlerinin tek beyaz değil kapkara olduğu ortaya çıkıyor.<br /><br />Oldukça hızlı hareket edip birden berduşun yanında bitiveriyor. Bir uzaylınıninsanı ilk gördüğü zamanki gibi meraklı bakışlarla yakından inceliyor adamı. Parmağıyla işaret ettiği adam , birden gözlerini açıyor ve karşısında genç adamı görüyor. Son derin nefesini verirken , suratında tebessüm oluşuyor. Tüm acıları bitiveriyor.<br /><br />Tinercilerin yanında alıyor soluğu. Elinde bıçak olanın kulağına birşeyler fısıldıyor. Zaman akmaya başladığında kurbanlarının ortadan kabolduğunu görüp şaşıracaklar ve aralarında tartışmaya başlayacaklar. Tartışma kavgaya , kavga cinayete dönüşecek.<br /><br />Ve birden mp3 playerımdaki müzik değişiyor. Rober Hatemo senden çok var çalmaya başlıyor. Hangi akla uyup yükledim şu şarkıyı. Farkına varmadan durağa ulaşmışım bile. Hem şu gelen 34 değil mi Başakşehir 4 ncü etap - Eminönü. Daha eve gidip yemek ısıtıp bulaşık yıkayacağım. Sabah banyodan sonra geride kalan uzun saçlarımıda süpürmeliyim.<br /><br />Yarın aynı saatlerde başka birşey hayal etmek üzere , kendinize iyi bakın ...Angelushttp://www.blogger.com/profile/07798204087445087174noreply@blogger.com